pile
//paɪl//
Çeviri
yığmak, istiflemek
Tanım
Pile fiili, genellikle düzensiz veya özensiz bir şekilde, bir şeyleri üst üste koyarak biriktirmek, yığın oluşturmak anlamına gelir. Bu eylem, nesnelerin düzenli bir istiften ziyade, çoğunlukla karışık ve hızlı bir şekilde bir araya getirilmesini ifade eder. Günlük dilde, kağıt, çamaşır, odun veya benzeri eşyaların bir köşede birikmesini anlatmak için kullanılır. Ayrıca, soyut anlamda iş veya sorumlulukların birikmesi için de mecazi olarak kullanılabilir.
Örnek
“He piled the logs neatly by the fireplace.”
Odunları şöminenin yanına düzgünce yığdı.
“Dirty dishes were piled high in the sink.”
Kirli tabaklar lavaboda yüksek bir yığın oluşturmuştu.
“She quickly piled her books into her bag before leaving.”
Ayrılmadan önce kitaplarını çantasına hızla istifledi.
“The children piled all the cushions on the floor to make a fort.”
Çocuklar bir kale yapmak için tüm minderleri yere yığdı.
“Work has started to pile up on my desk.”
Masamda işler yığılmaya başladı.
“They piled sandbags along the riverbank to prevent flooding.”
Seli önlemek için nehir kıyısına kum torbalarını yığdılar.
“After the party, we had to pile all the empty bottles into boxes.”
Partiden sonra tüm boş şişeleri kutulara yığmak zorunda kaldık.
“The farmer piled the harvested potatoes in a corner of the barn.”
Çiftçi hasat edilmiş patatesleri ahırın bir köşesine yığdı.
“Don't just pile your clothes on the chair; hang them up.”
Kıyafetlerini sadece sandalyeye yığma; onları as.
“The evidence against him began to pile up, making his defense difficult.”
Aleyhindeki deliller yığılmaya başladı ve savunmasını zorlaştırdı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1yığın, küme (nesneler)Bu anlama git
- B2kazık (inşaat)Bu anlama git
- C1yığmak, istiflemek (fiil)(bu sayfa)