tough
//tʌf//
Çeviri
sert, acımasız
Tanım
Tough, özellikle insanlar, davranışlar veya koşullar için kullanıldığında, duygusal olarak katı, merhametsiz ve zorlu anlamına gelir. Bu anlamda, bir kişinin karakterinin zorluklara karşı dirençli, ancak aynı zamanda başkalarına karşı anlayışsız veya zalim olabileceğini ifade eder. Bir yönetici, politika veya rekabet ortamı için de kullanılabilir ve genellikle acımasız bir tarzı veya yaklaşımı betimler. Günlük ve resmi bağlamlarda yaygındır.
Örnek
“The new CEO has a reputation for being tough and making ruthless decisions.”
Yeni CEO'nun sert ve acımasız kararlar veren biri olmak üzere bir ünü var.
“Growing up in that neighborhood made him tough and unforgiving.”
O mahallede büyümek onu sert ve affetmez biri yaptı.
“She adopted a tough stance during the negotiations, showing no mercy to her opponents.”
Müzakereler sırasında sert bir tutum benimsedi ve rakiplerine hiç merhamet göstermedi.
“The coach is known for his tough training methods that push athletes to their limits.”
Koç, sporcuları sınırlarına zorlayan sert antrenman yöntemleriyle tanınır.
“It's a tough world out there, and you have to be equally tough to survive.”
Dışarısı acımasız bir dünya ve hayatta kalmak için aynı derecede sert olmalısın.
“His tough exterior hides a surprising amount of vulnerability.”
Onun sert dış görünüşü, şaşırtıcı miktarda bir kırılganlığı gizler.
“The company implemented a tough new policy on layoffs, causing widespread anxiety.”
Şirket, işten çıkarmalar konusunda acımasız yeni bir politika uygulayarak yaygın bir endişeye neden oldu.
“You need to be tough to work in such a competitive and cutthroat industry.”
Böylesine rekabetçi ve acımasız bir sektörde çalışmak için sert olmalısın.
“The judge handed down a tough sentence, reflecting the severity of the crime.”
Hakim, suçun ciddiyetini yansıtan sert bir ceza verdi.
“Her criticism was tough but fair, leaving no room for excuses.”
Onun eleştirisi sert ama adildi, mazeretlere hiç yer bırakmadı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1zor, sert, güçBu anlama git
- B2dayanıklı, sağlamBu anlama git
- C1sert, acımasız(bu sayfa)