stiff

//stɪf//

Sıfatlar
C1

Çeviri

resmi, samimiyetsiz

Tanım

Stiff, bir kişinin davranışlarını veya tavrını tanımlarken, aşırı resmi, doğal olmayan, rahatsız edici derecede mesafeli ve samimiyetten yoksun anlamına gelir. Bu kullanım, özellikle sosyal veya profesyonel ortamlarda, birinin kendini rahat hissetmediğini, gergin olduğunu veya kasıtlı olarak sıcak bir iletişim kurmaktan kaçındığını ifade eder. Davranıştaki bu katılık ve soğukluk, genellikle doğal bir etkileşimi engeller ve ortama bir yapaylık hissi verir.

Örnek

  • His stiff demeanor at the party made it difficult for anyone to approach him.

    Partideki resmi ve samimiyetsiz tavrı, kimsenin ona yaklaşmasını zorlaştırdı.

  • The manager's stiff greeting did little to ease the tension in the room.

    Müdürün samimiyetsiz selamı, odadaki gerginliği hafifletmekte pek işe yaramadı.

  • She gave a stiff smile that didn't reach her eyes.

    Gözlerine yansımayan, samimiyetsiz bir gülümseme verdi.

  • The negotiations began with a stiff exchange of pleasantries.

    Müzakereler, samimiyetsiz bir nezaket alışverişiyle başladı.

  • I found his handshake to be rather stiff and formal.

    El sıkışmasını oldukça resmi ve samimiyetsiz buldum.

  • After the argument, their conversation was polite but stiff.

    Tartışmadan sonra konuşmaları kibar ama samimiyetsizdi.

  • The ambassador's stiff posture conveyed a clear message of diplomatic reserve.

    Büyükelçinin resmi duruşu, diplomatik bir mesafeyi açıkça iletiyordu.

  • He tried to apologize, but his words came out stiff and rehearsed.

    Özür dilemeye çalıştı ama sözleri samimiyetsiz ve ezberlenmiş gibi çıktı.

  • The family dinner was ruined by their stiff and awkward interactions.

    Aile yemeği, onların samimiyetsiz ve tuhaf etkileşimleri yüzünden mahvoldu.

  • Her laughter sounded forced and stiff in the uncomfortable silence.

    Gülüşü, rahatsız edici sessizlikte zorlama ve samimiyetsiz geldi.

Eş anlamlılar

resmi
yapay
soğuk
mesafeli

Diğer anlamlar