stiff
//stɪf//
Çeviri
zorlu
Tanım
'Stiff' kelimesi, bir işin, görevin veya durumun zorluk derecesini ifade ederken 'zorlu', 'ağır' veya 'çetin' anlamlarında kullanılır. Bu kullanım, fiziksel bir sertlikten ziyade, karşılaşılması zor, emek ve çaba gerektiren şeyleri tanımlar. Özellikle rekabet, sınav, koşullar veya mücadele bağlamlarında sıkça görülür. Günlük dilde ve resmi yazılarda, bir şeyin kolay olmadığını vurgulamak için tercih edilir.
Örnek
“The company faces stiff competition from new market entrants.”
Şirket, yeni piyasa katılımcılarından gelen zorlu rekabetle karşı karşıya.
“She passed the stiff entrance exam with flying colors.”
O, zorlu giriş sınavını büyük bir başarıyla geçti.
“Climbing that mountain is a stiff challenge even for experienced hikers.”
O dağa tırmanmak, deneyimli yürüyüşçüler için bile zorlu bir meydan okumadır.
“The new regulations will impose stiff penalties for non-compliance.”
Yeni düzenlemeler, uyumsuzluk için ağır cezalar getirecek.
“He had to overcome stiff resistance to get his proposal approved.”
Teklifinin onaylanması için zorlu bir direncin üstesinden gelmek zorunda kaldı.
“The team prepared for a stiff match against the league champions.”
Takım, lig şampiyonlarına karşı zorlu bir maç için hazırlandı.
“Meeting the quarterly targets was a stiff task for the sales department.”
Çeyreklik hedeflere ulaşmak, satış departmanı için zorlu bir görevdi.
“The stiff requirements for the scholarship discouraged many applicants.”
Burs için konulan zorlu şartlar birçok başvuru sahibini caydırdı.
“Negotiations hit a stiff obstacle when neither side would compromise.”
Taraflardan hiçbiri taviz vermeyince müzakereler zorlu bir engelle karşılaştı.
“The economic sanctions presented a stiff test for the country's resilience.”
Ekonomik yaptırımlar, ülkenin dayanıklılığı için zorlu bir test oluşturdu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1sert, katı (fiziksel)Bu anlama git
- B2ağır, zorlu (zorluk)(bu sayfa)
- C1resmi, samimiyetsiz (davranış)Bu anlama git