weave
//wiːv//
Çeviri
örmek
Tanım
Weave fiili, bu bağlamda bir hikaye, anlatı veya kurguyu dikkatlice ve ustalıkla oluşturmak, parçaları birbirine bağlayarak bütünlüklü bir yapı meydana getirmek anlamında kullanılır. Genellikle edebi veya mecazi bir ifade olarak, bir yazarın olayları, karakterleri ve temaları bir araya getirerek etkileyici bir anlatı inşa etmesini tanımlar. Bu kullanım, fiziksel dokuma eyleminden türemiş olup, yaratıcı sürecin inceliğini ve özenini vurgular.
Örnek
“The author skillfully weaves multiple plotlines into a single compelling narrative.”
Yazar, birden çok olay örgüsünü ustalıkla tek bir etkileyici anlatıda örer.
“She weaves her personal experiences into the fabric of the story.”
Kişisel deneyimlerini hikayenin dokusuna örer.
“The novel weaves together themes of love, loss, and redemption.”
Roman, aşk, kayıp ve kefaret temalarını bir araya örer.
“He weaves a tale of adventure that captivates readers of all ages.”
Her yaştan okuyucuyu büyüleyen bir macera hikayesi örer.
“The filmmaker weaves documentary footage with fictional scenes.”
Film yapımcısı, belgesel görüntülerini kurgusal sahnelerle örer.
“In her poetry, she weaves images of nature with reflections on human emotion.”
Şiirlerinde doğa imgelerini insan duygularına dair düşüncelerle örer.
“The playwright weaves humor into even the darkest moments of the play.”
Oyun yazarı, oyunun en karanlık anlarına bile mizahı örer.
“They weave a complex web of intrigue and suspense throughout the series.”
Dizi boyunca karmaşık bir entrika ve gerilim ağı örerler.
“The storyteller weaves ancient myths into a modern context.”
Hikaye anlatıcısı, antik mitleri modern bir bağlama örer.
“Her memoir weaves together memories from different decades of her life.”
Anıları, hayatının farklı on yıllarından anıları bir araya örer.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B2dokumak (kumaş)Bu anlama git
- C1örmek / bir hikaye örmek(bu sayfa)