stretch
//strɛtʃ//
Çeviri
zorlamak, sınırlarını zorlamak
Tanım
Stretch kelimesi, bir şeyin veya birinin kapasitesini, dayanıklılığını veya sınırlarını test etmek, genellikle zorlayıcı veya aşırı bir duruma getirmek anlamında kullanılır. Bu kullanım, fiziksel sınırları, kuralları, bütçeyi veya birinin yeteneklerini zorlamayı ifade eder. Bir şeyi olabileceği en uç noktaya kadar götürmek veya mevcut kaynakları maksimum düzeyde kullanmak anlamına gelir. Bu fiil, genellikle bir zorlama, test etme veya sınırları aşma çabasını ima eder.
Örnek
“This new project will really stretch our team's abilities.”
Bu yeni proje, ekibimizin yeteneklerini gerçekten zorlayacak.
“We're stretching the budget to its absolute limit to afford this equipment.”
Bu ekipmanı alabilmek için bütçeyi mutlak sınırına kadar zorluyoruz.
“The marathon stretched him physically and mentally.”
Maraton onu hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorladı.
“The new regulations stretch the interpretation of the existing law.”
Yeni düzenlemeler, mevcut yasanın yorumunu zorluyor.
“Her creativity is stretched to the maximum in this demanding role.”
Bu zorlu rolde yaratıcılığı maksimum düzeyde zorlanıyor.
“The company's resources are being stretched thin by the sudden expansion.”
Şirketin kaynakları ani genişleme nedeniyle zorlanıyor.
“This assignment is designed to stretch the students' critical thinking skills.”
Bu ödev, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini zorlamak için tasarlandı.
“We cannot stretch the deadline any further; it's final.”
Son teslim tarihini daha fazla zorlayamayız; bu son.
“His patience was stretched to the breaking point by the constant delays.”
Sabrı, sürekli gecikmelerle kırılma noktasına kadar zorlandı.
“The athlete stretched his body to its limits during the intense training.”
Sporcu, yoğun antrenman sırasında vücudunu sınırlarına kadar zorladı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1germek, esnetmek (fiziksel)Bu anlama git
- B2uzanmak, yayılmak (alan/zaman)Bu anlama git
- C1zorlamak, sınırlarını zorlamak(bu sayfa)