stir
//stɜːr//
Çeviri
kıpırdamak, hareket etmek
Tanım
Stir, bir yerden kalkmak, harekete geçmek veya bulunduğu konumdan ayrılmak anlamında kullanılır. Genellikle uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra veya isteksizce yapılan bir hareketi ifade eder. Bu kullanım, fiziksel bir yer değiştirmeyi veya bir eyleme başlamayı belirtir ve çoğunlukla olumsuz cümlelerle ('didn't stir', 'without stirring') veya bir süre belirten ifadelerle ('for hours') birlikte görülür. Resmi olmaktan çok günlük konuşma dilinde ve edebi bağlamlarda yaygındır.
Örnek
“He didn't stir from his chair the entire afternoon, completely absorbed in his book.”
Bütün öğleden sonra kitabına tamamen dalmış bir şekilde koltuğundan kıpırdamadı.
“The cat slept so soundly that it didn't stir even when the doorbell rang.”
Kedi o kadar derin uyudu ki kapı zili çaldığında bile kıpırdamadı.
“I told him to stir himself and help with the preparations, but he just ignored me.”
Ona kıpırdanıp hazırlıklara yardım etmesini söyledim, ama o beni görmezden geldi.
“For a long moment, the figure in the shadows didn't stir, watching us intently.”
Uzun bir an boyunca, gölgelerdeki figür bizi dikkatle izleyerek kıpırdamadı.
“She promised not to stir from the spot until I returned.”
Ben dönene kadar yerinden kıpırdamayacağına söz verdi.
“It's time to stir and face the day; we can't stay in bed forever.”
Kıpırdanıp günle yüzleşme zamanı; sonsuza kadar yatakta kalamayız.
“The old man hadn't stirred from his village in over fifty years.”
Yaşlı adam elli yıldan fazla bir süredir köyünden dışarı adım atmamıştı.
“Despite the commotion outside, the baby didn't stir in her crib.”
Dışarıdaki kargaşaya rağmen, bebek beşiğinde kıpırdamadı.
“He lacked the motivation to stir and find a new job.”
Kıpırdanıp yeni bir iş bulmak için motivasyonu yoktu.
“The guards were ordered not to stir from their posts under any circumstances.”
Muhafızlara hiçbir koşulda nöbet yerlerinden ayrılmamaları emredildi.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1karıştırmak (sıvı)Bu anlama git
- B2harekete geçirmek, uyandırmak (duygu)Bu anlama git
- C1kıpırdamak, hareket etmek(bu sayfa)