stir
//stɜːr//
Çeviri
harekete geçirmek, uyandırmak
Tanım
Stir kelimesi, bu anlamıyla, bir duygu, düşünce veya tepkiyi canlandırmak, ortaya çıkarmak veya tetiklemek anlamına gelir. Genellikle derin, güçlü veya bastırılmış hisleri, özellikle de olumsuz veya karmaşık olanları (korku, şüphe, merak, anılar, tartışma) harekete geçirmek için kullanılır. Bu kullanım, fiziksel bir karıştırma eyleminden ziyade soyut ve psikolojik bir etkiyi ifade eder. Resmi ve günlük bağlamlarda yaygındır; genellikle 'stir up' (kışkırtmak, alevlendirmek) deyimsel ifadesiyle birlikte görülür.
Örnek
“His passionate speech stirred a sense of hope in the crowd.”
Onun tutkulu konuşması, kalabalıkta bir umut duygusu uyandırdı.
“The old photograph stirred long-forgotten memories of her childhood.”
Eski fotoğraf, çocukluğuna dair uzun süredir unutulmuş anıları harekete geçirdi.
“The politician's controversial remarks stirred up anger among the voters.”
Politikacının tartışmalı sözleri, seçmenler arasında öfke kışkırttı.
“The mysterious noise in the attic stirred fear in the children.”
Tavan arasındaki gizemli gürültü, çocuklarda korku uyandırdı.
“Her kindness stirred feelings of gratitude in his heart.”
Onun nezaketi, onun kalbinde minnettarlık duygularını harekete geçirdi.
“The documentary aimed to stir public debate about climate change.”
Belgesel, iklim değişikliği hakkında kamuoyu tartışması başlatmayı amaçlıyordu.
“Watching the sunset over the ocean always stirs a sense of peace within me.”
Okyanus üzerinde gün batımını izlemek her zaman içimde bir huzur duygusu uyandırır.
“The rumor stirred suspicion among the team members.”
Söylenti, ekip üyeleri arasında şüphe uyandırdı.
“The novel's tragic ending stirred deep emotions in every reader.”
Romanın trajik sonu, her okuyucuda derin duygular harekete geçirdi.
“He tried not to stir any trouble with his careless comments.”
Dikkatsiz yorumlarıyla herhangi bir sorun çıkarmamaya çalıştı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1karıştırmak (sıvı)Bu anlama git
- B2harekete geçirmek, uyandırmak (duygu)(bu sayfa)
- C1kıpırdamak, hareket etmekBu anlama git