prevail
//prɪˈveɪl//
Çeviri
galip gelmek, üstün gelmek, yaygın olmak
Tanım
Prevail, bir durumda veya mücadelede başkalarına karşı üstünlük sağlamak, galip gelmek anlamına gelir. Ayrıca bir fikir, inanç veya uygulamanın belirli bir ortamda yaygın veya geçerli olması durumunu da ifade eder. Bu kelime genellikle zorluklara rağmen başarıya ulaşma veya bir görüşün kabul görmesi bağlamında kullanılır. Örneğin, bir takımın rakiplerini yenmesi veya bir düşüncenin toplumda benimsenmesi gibi durumlarda 'prevail' fiili tercih edilir. Resmi ve günlük dilde kullanılabilir; ancak daha çok yazılı metinlerde ve resmi konuşmalarda karşımıza çıkar.
Örnek
“Despite the challenges, justice will prevail in the end.”
Zorluklara rağmen, adalet sonunda galip gelecektir.
“The team managed to prevail over their strongest opponents.”
Takım, en güçlü rakiplerine karşı üstün gelmeyi başardı.
“In many cultures, traditional values still prevail.”
Birçok kültürde geleneksel değerler hâlâ yaygındır.
“She tried to convince him, but his stubbornness prevailed.”
Onu ikna etmeye çalıştı ama inatçılığı galip geldi.
“Common sense should prevail in such difficult situations.”
Bu tür zor durumlarda sağduyu galip gelmelidir.
“The peace treaty allowed diplomacy to prevail over conflict.”
Barış anlaşması, diplomasinin çatışmaya karşı üstün gelmesini sağladı.
“After hours of debate, reason finally prevailed.”
Saatler süren tartışmanın ardından mantık sonunda galip geldi.
“In this region, a dry climate prevails throughout the year.”
Bu bölgede yıl boyunca kuru bir iklim hüküm sürer.
“The custom of greeting elders first still prevails in many families.”
Büyüklere önce selam verme geleneği birçok ailede hâlâ yaygındır.
“With determination and hard work, you can prevail against any obstacle.”
Kararlılık ve sıkı çalışma ile her engele karşı galip gelebilirsiniz.
Eş anlamlılar