deprive
//dɪˈpraɪv//
Çeviri
yoksun bırakmak
Tanım
Deprive, bir kişiyi veya canlıyı sahip olduğu bir şeyden (genellikle temel ihtiyaç, hak, özgürlük veya fırsat) mahrum etmek anlamına gelir. Bu eylem, genellikle dış bir güç veya koşul tarafından gerçekleştirilir ve kişinin elinden bir şeyin alınması veya erişiminin engellenmesiyle sonuçlanır. Örneğin, bir çocuğun eğitim hakkından mahrum bırakılması veya bir toplumun temel kaynaklara erişiminin kısıtlanması gibi durumlarda kullanılır. Deprive, genellikle olumsuz bir çağrışıma sahiptir ve adaletsizlik, kayıp veya yoksunluk hissini vurgular. Bu kelime, hem somut nesneler (yiyecek, barınma) hem de soyut kavramlar (sevgi, özgürlük) için geçerlidir.
Örnek
“The prisoner was deprived of basic human rights.”
Mahkum temel insan haklarından yoksun bırakıldı.
“Lack of sleep can deprive you of your ability to concentrate.”
Uyku eksikliği, konsantre olma yeteneğinizden sizi yoksun bırakabilir.
“The drought deprived the region of water for months.”
Kuraklık, bölgeyi aylarca sudan yoksun bıraktı.
“She was deprived of the chance to say goodbye to her father.”
Babasına veda etme şansından yoksun bırakıldı.
“Poverty often deprives children of a proper education.”
Yoksulluk genellikle çocukları uygun bir eğitimden yoksun bırakır.
“The new law would deprive citizens of their right to vote.”
Yeni yasa, vatandaşları oy kullanma hakkından yoksun bırakacaktı.
“His illness deprived him of the joy of playing sports.”
Hastalığı onu spor yapma zevkinden yoksun bıraktı.
“The accident deprived him of the use of his legs.”
Kaza, bacaklarını kullanma yetisinden onu yoksun bıraktı.
“They were deprived of food and water during the siege.”
Kuşatma sırasında yiyecek ve sudan yoksun bırakıldılar.
“Loneliness can deprive a person of emotional well-being.”
Yalnızlık, bir kişiyi duygusal iyi oluştan yoksun bırakabilir.
Eş anlamlılar