contend
//kənˈtend//
Çeviri
iddia etmek, savunmak
Tanım
Contend, bir görüşü veya fikri güçlü bir şekilde savunmak, bir konuda iddiada bulunmak veya bir tartışmada kararlılıkla bir pozisyonu desteklemek anlamına gelir. Bu fiil genellikle resmi veya akademik bağlamlarda kullanılır ve kişinin inandığı bir şeyi kanıtlama veya haklı çıkarma çabasını ifade eder. Örneğin, bir hukuk davasında avukat müvekkilinin suçsuz olduğunu contend eder. Günlük konuşmada daha az yaygındır; bunun yerine 'argue' veya 'claim' gibi daha basit kelimeler tercih edilir. Bu kelimenin ayrıca 'bir şey için mücadele etmek' anlamı da vardır, ancak burada en yaygın kullanımı olan 'iddia etmek' anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“The lawyer contended that her client was innocent.”
Avukat, müvekkilinin masum olduğunu iddia etti.
“Many scientists contend that climate change is the biggest threat to humanity.”
Birçok bilim insanı, iklim değişikliğinin insanlık için en büyük tehdit olduğunu savunuyor.
“He contended that the new policy would harm small businesses.”
Yeni politikanın küçük işletmelere zarar vereceğini iddia etti.
“The historian contends that the war could have been avoided.”
Tarihçi, savaşın önlenebileceğini savunuyor.
“She contended with all her might that the decision was unfair.”
Kararın adil olmadığını tüm gücüyle iddia etti.
“The report contends that education is the key to reducing poverty.”
Rapor, eğitimin yoksulluğu azaltmanın anahtarı olduğunu savunuyor.
“They contended that the evidence was insufficient to prove guilt.”
Kanıtların suçu kanıtlamak için yetersiz olduğunu iddia ettiler.
“In his speech, the senator contended that taxes should be lowered.”
Senatör konuşmasında vergilerin düşürülmesi gerektiğini savundu.
“The philosopher contended that free will is an illusion.”
Filozof, özgür iradenin bir yanılsama olduğunu iddia etti.
“Despite criticism, the author contends that his book is based on facts.”
Eleştirilere rağmen yazar, kitabının gerçeklere dayandığını savunuyor.
Eş anlamlılar