viable
//ˈvaɪəbəl//
Çeviri
uygulanabilir, yaşayabilir
Tanım
Viable, bir planın, fikrin veya sistemin başarılı olma potansiyeline sahip olduğunu, pratikte işleyebileceğini ve sürdürülebilir olduğunu ifade eder. Genellikle iş, bilim, teknoloji ve ekoloji gibi alanlarda kullanılır. Bir şeyin 'viable' olması, onun sadece teoride değil, gerçek dünyada da uygulanabilir ve etkili olduğu anlamına gelir. Örneğin, bir iş fikrinin karlı olması veya bir türün hayatta kalma şansının bulunması 'viable' olarak nitelendirilir. Bu kelime, bir projenin veya çözümün fizibilitesini ve uzun vadeli başarısını vurgulamak için kullanılır.
Örnek
“The company is looking for a viable solution to reduce production costs.”
Şirket, üretim maliyetlerini düşürmek için uygulanabilir bir çözüm arıyor.
“Solar energy is a viable alternative to fossil fuels in many regions.”
Güneş enerjisi, birçok bölgede fosil yakıtlara uygulanabilir bir alternatiftir.
“Without proper funding, the startup may not be viable in the long run.”
Uygun finansman olmadan, girişim uzun vadede yaşayabilir olmayabilir.
“The scientist argued that the species is still viable if we protect its habitat.”
Bilim insanı, habitatını korursak türün hâlâ yaşayabilir olduğunu savundu.
“We need to determine whether this business model is economically viable.”
Bu iş modelinin ekonomik olarak uygulanabilir olup olmadığını belirlemeliyiz.
“The committee rejected the proposal because it was not politically viable.”
Komite, teklifi politik olarak uygulanabilir olmadığı için reddetti.
“A viable alternative to traditional medicine is gaining popularity.”
Geleneksel tıbba uygulanabilir bir alternatif popülerlik kazanıyor.
“The farmer used sustainable methods to keep the soil viable for future crops.”
Çiftçi, toprağı gelecekteki ürünler için yaşayabilir tutmak için sürdürülebilir yöntemler kullandı.
“After months of testing, the new drug was found to be a viable treatment for the disease.”
Aylarca süren testlerin ardından yeni ilacın hastalık için uygulanabilir bir tedavi olduğu bulundu.
“The team brainstormed to come up with a viable plan for the project.”
Ekip, proje için uygulanabilir bir plan oluşturmak üzere beyin fırtınası yaptı.
Eş anlamlılar