sane
//seɪn//
Çeviri
akıllı, mantıklı, aklı başında
Tanım
Sane kelimesi, bir kişinin zihinsel olarak sağlıklı, mantıklı ve gerçeklikle bağlantısını kaybetmemiş olduğunu ifade eder. Genellikle bir kişinin düşünce ve davranışlarının toplum tarafından kabul edilebilir, tutarlı ve rasyonel olduğu durumlarda kullanılır. Hukuki bağlamda, bir kişinin eylemlerinin sorumluluğunu taşıyabilecek zihinsel kapasiteye sahip olduğu anlamına gelir. Günlük dilde ise bir fikrin veya kararın mantıklı ve sağduyulu olduğunu vurgulamak için de kullanılabilir. Bu kelimenin zıt anlamlısı 'insane' (deli, akıl hastası) olup, 'sane' olmak genellikle olumlu bir nitelik olarak değerlendirilir.
Örnek
“After a long debate, they finally reached a sane decision.”
Uzun bir tartışmanın ardından nihayet mantıklı bir karara vardılar.
“It is not sane to drive at such high speeds in the rain.”
Yağmurda bu kadar yüksek hızda araç kullanmak mantıklı değil.
“She remained sane despite all the stress and pressure at work.”
İş yerindeki tüm stres ve baskıya rağmen aklı başında kaldı.
“The court declared him sane and fit to stand trial.”
Mahkeme onu akli dengesi yerinde ve yargılanmaya uygun ilan etti.
“We need a sane approach to solve this environmental crisis.”
Bu çevre krizini çözmek için mantıklı bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
“Only a sane person would have handled that situation so calmly.”
Bu durumu ancak aklı başında bir insan bu kadar sakin bir şekilde yönetebilirdi.
“His advice was the only sane thing I heard all day.”
Onun tavsiyesi, bütün gün duyduğum tek mantıklı şeydi.
“To stay sane, she started meditating every morning.”
Aklı başında kalmak için her sabah meditasyon yapmaya başladı.
“The plan sounds crazy, but it might actually be the sane option.”
Plan çılgınca görünüyor, ama aslında mantıklı seçenek olabilir.
“He is a sane and reliable leader who always thinks before acting.”
O, her zaman hareket etmeden önce düşünen, aklı başında ve güvenilir bir liderdir.
Eş anlamlılar