cynical
//ˈsɪnɪkəl//
Çeviri
alaycı, kuşkucu
Tanım
Cynical, insanların eylemlerinin temelinde genellikle bencil veya çıkarcı güdüler olduğuna inanan, iyimserlikten yoksun ve başkalarının iyi niyetine güvenmeyen kişileri tanımlar. Bu sıfat, bir kişinin yaşama, insan ilişkilerine veya toplumsal olaylara karşı sürekli bir güvensizlik ve eleştirel bir bakış açısı sergilediğini ifade eder. Günlük dilde sıkça kullanılan bu kelime, genellikle olumsuz bir anlam taşır ve kişinin hayal kırıklığına uğramış veya deneyimlerle katılaşmış olduğunu ima eder. Örneğin, birinin yardım teklifini 'bir çıkarı vardır' diyerek reddeden biri cynical olarak nitelendirilebilir. Bu kelime, resmi veya edebi metinlerde olduğu kadar gündelik konuşmalarda da yaygındır.
Örnek
“After years of broken promises, she became cynical about politics.”
Yıllarca süren tutulmayan vaatlerden sonra, siyaset konusunda alaycı oldu.
“His cynical remarks about love made everyone uncomfortable.”
Aşk hakkındaki alaycı yorumları herkesi rahatsız etti.
“Don't be so cynical; not everyone is out to take advantage of you.”
Bu kadar kuşkucu olma; herkes senden faydalanmaya çalışmıyor.
“The journalist's cynical view of the charity event was surprising.”
Gazetecinin yardım etkinliğine dair alaycı bakışı şaşırtıcıydı.
“She gave a cynical laugh when he promised to change.”
Değişeceğine söz verdiğinde alaycı bir kahkaha attı.
“Living in a big city can make people more cynical over time.”
Büyük bir şehirde yaşamak, zamanla insanları daha kuşkucu yapabilir.
“His cynical attitude towards teamwork hurt the project's morale.”
Takım çalışmasına karşı alaycı tavrı, projenin moralini bozdu.
“I'm tired of your cynical comments about my efforts.”
Çabalarım hakkındaki alaycı yorumlarından bıktım.
“The movie's cynical ending left the audience feeling empty.”
Filmin alaycı sonu, izleyicileri boşlukta hissettirdi.
“Despite his cynical nature, he secretly hoped for a miracle.”
Alaycı doğasına rağmen, gizlice bir mucize umuyordu.
Eş anlamlılar