adverse
//ədˈvɜːrs//
Çeviri
olumsuz, ters, elverişsiz
Tanım
Adverse, bir durumun, koşulun veya etkinin istenmeyen, zararlı veya engelleyici olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle sağlık, hava durumu, ekonomik koşullar veya yasal kararlar gibi bağlamlarda kullanılır. Örneğin, 'adverse weather conditions' (olumsuz hava koşulları) ifadesi seyahat veya tarımı zorlaştıran durumları tanımlar. Bu kelime, bir şeyin başarıya veya iyiliğe karşı çalıştığını vurgular ve çoğunlukla resmi veya teknik metinlerde geçer. 'Adverse' ve 'averse' karıştırılmamalıdır; 'averse' bir şeyden hoşlanmama veya kaçınma anlamı taşırken, 'adverse' dışsal bir olumsuzluğu belirtir.
Örnek
“The patient experienced an adverse reaction to the medication.”
Hasta, ilaca karşı olumsuz bir reaksiyon gösterdi.
“Adverse weather conditions forced the cancellation of the flight.”
Olumsuz hava koşulları uçuşun iptal edilmesine neden oldu.
“The company faced adverse economic conditions during the recession.”
Şirket, durgunluk döneminde elverişsiz ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldı.
“The court's adverse ruling was a major setback for the plaintiff.”
Mahkemenin olumsuz kararı, davacı için büyük bir gerilemeydi.
“Smoking has adverse effects on lung health.”
Sigara içmenin akciğer sağlığı üzerinde zararlı etkileri vardır.
“The project was delayed due to adverse public opinion.”
Proje, olumsuz kamuoyu nedeniyle ertelendi.
“Farmers are struggling with adverse soil conditions this year.”
Çiftçiler bu yıl elverişsiz toprak koşullarıyla mücadele ediyor.
“The drug's adverse side effects include nausea and dizziness.”
İlacın olumsuz yan etkileri arasında mide bulantısı ve baş dönmesi bulunur.
“Adverse selection in insurance occurs when high-risk individuals are more likely to buy policies.”
Sigortada ters seçim, yüksek riskli bireylerin poliçe satın alma olasılığının daha yüksek olmasıyla ortaya çıkar.
“Despite adverse circumstances, she managed to complete the marathon.”
Olumsuz koşullara rağmen maratonu tamamlamayı başardı.
Eş anlamlılar