threshold
//ˈθreʃhoʊld//
Çeviri
eşik
Tanım
Threshold, bir olayın başlaması, bir durumun değişmesi veya bir etkinin ortaya çıkması için gerekli olan alt veya üst sınırdır. Genellikle fiziksel, duygusal, ekonomik veya teknik bağlamlarda kullanılır. Örneğin, bir kapının alt kısmındaki eşik fiziksel bir sınırdır; ancak mecazi olarak bir kişinin dayanma sınırı, bir sistemin çalışma koşulu veya bir karar için gereken minimum değer de threshold olarak adlandırılır. Bu kelime, bir şeyin artık fark edilmeye başlandığı veya bir tepkinin oluştuğu noktayı ifade eder. Günlük hayatta 'eşik' kelimesiyle karşılanan bu kavram, özellikle psikoloji, mühendislik ve ekonomi alanlarında sıkça geçer.
Örnek
“The noise level exceeded the threshold of human hearing.”
Gürültü seviyesi, insan işitme eşiğini aştı.
“She has a low pain threshold, so even a small injury hurts a lot.”
Düşük bir acı eşiği var, bu yüzden küçük bir yaralanma bile çok acıtır.
“The company set a profit threshold for employee bonuses.”
Şirket, çalışan primleri için bir kâr eşiği belirledi.
“Once the temperature reaches a certain threshold, the alarm will sound.”
Sıcaklık belirli bir eşiğe ulaştığında alarm çalacak.
“He stood on the threshold of a new career.”
Yeni bir kariyerin eşiğinde duruyordu.
“The poverty threshold is adjusted annually for inflation.”
Yoksulluk eşiği, enflasyon için her yıl ayarlanır.
“The test results were below the threshold for a positive diagnosis.”
Test sonuçları, pozitif tanı eşiğinin altındaydı.
“In machine learning, the threshold determines when a model classifies an input as positive.”
Makine öğreniminde eşik, bir modelin bir girdiyi ne zaman pozitif olarak sınıflandırdığını belirler.
“Her patience reached its threshold after the third delay.”
Üçüncü gecikmeden sonra sabrı eşiğine ulaştı.
“The government raised the tax threshold for low-income earners.”
Hükümet, düşük gelirli çalışanlar için vergi eşiğini yükseltti.
Eş anlamlılar