summit
//ˈsʌmɪt//
Çeviri
zirve toplantısı
Tanım
Summit, devlet başkanları veya hükümet liderleri gibi üst düzey yetkililerin belirli bir konuyu görüşmek üzere bir araya geldiği resmi ve genellikle uluslararası bir toplantıdır. Bu tür toplantılar, küresel sorunları çözmek, anlaşmalar imzalamak veya stratejik iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenlenir. Genellikle yüksek düzeyde diplomatik hazırlık gerektirir ve sonuçları geniş kapsamlı olabilir. Örneğin, iklim değişikliği, ticaret anlaşmaları veya güvenlik konuları zirve gündemlerinde sıkça yer alır. Bu kelime, resmi ve politik bağlamlarda kullanılır.
Örnek
“World leaders gathered at the climate summit to discuss urgent environmental policies.”
Dünya liderleri, acil çevre politikalarını görüşmek üzere iklim zirvesinde bir araya geldi.
“The economic summit focused on global trade tensions and potential solutions.”
Ekonomik zirve, küresel ticaret gerilimlerine ve olası çözümlere odaklandı.
“The summit concluded with a joint declaration on cybersecurity cooperation.”
Zirve, siber güvenlik iş birliği konusunda ortak bir bildiriyle sona erdi.
“Delegates arrived at the summit venue amid tight security measures.”
Delegeler, sıkı güvenlik önlemleri eşliğinde zirve mekanına geldi.
“The peace summit aimed to resolve the long-standing conflict between the two nations.”
Barış zirvesi, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden çatışmayı çözmeyi amaçlıyordu.
“During the summit, leaders exchanged views on sustainable development goals.”
Zirve sırasında liderler, sürdürülebilir kalkınma hedefleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.
“The annual summit attracted representatives from over fifty countries.”
Yıllık zirve, elliden fazla ülkeden temsilci çekti.
“A press conference was held after the summit to announce the key outcomes.”
Zirvenin ardından önemli sonuçları duyurmak için bir basın toplantısı düzenlendi.
“The summit's agenda included discussions on nuclear disarmament and regional stability.”
Zirvenin gündemi, nükleer silahsızlanma ve bölgesel istikrar konulu tartışmaları içeriyordu.
“Many hoped the summit would pave the way for a new era of diplomatic relations.”
Birçok kişi, zirvenin yeni bir diplomatik ilişkiler döneminin yolunu açacağını umuyordu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B2zirve, tepeBu anlama git
- C1zirve toplantısı(bu sayfa)