sovereign
//ˈsɒvrɪn//
Çeviri
egemen
Tanım
Sovereign, bir devlet veya bölge üzerinde en üstün ve bağımsız otoriteye sahip olan kişi veya kurumu tanımlar. Genellikle bir monarşide kral, kraliçe veya imparator gibi bir hükümdarı ifade ederken, aynı zamanda bağımsız bir devletin kendi kendini yönetme yetkisini de belirtir. Bu kelime, siyasi bağımsızlık ve mutlak kontrol kavramlarıyla yakından ilişkilidir. Günlük kullanımda, bir kişinin veya kurumun herhangi bir dış müdahale olmaksızın karar alma gücünü vurgulamak için de kullanılabilir. Örneğin, 'sovereign state' (egemen devlet) ifadesi, uluslararası alanda tanınan ve kendi iç işlerinde bağımsız olan bir ülkeyi anlatır.
Örnek
“The sovereign of the kingdom has the final say on all laws.”
Krallığın egemeni tüm yasalar üzerinde son sözü söyler.
“Each sovereign nation has the right to determine its own foreign policy.”
Her egemen ulusun kendi dış politikasını belirleme hakkı vardır.
“The queen is the sovereign ruler of the country.”
Kraliçe, ülkenin egemen hükümdarıdır.
“A sovereign state must be recognized by other nations to exist fully.”
Egemen bir devletin tam olarak var olabilmesi için diğer uluslar tarafından tanınması gerekir.
“The sovereign power lies with the people in a democracy.”
Demokraside egemen güç halka aittir.
“He acted as a sovereign authority during the crisis.”
Kriz sırasında egemen bir otorite olarak hareket etti.
“The treaty was signed by the sovereigns of both countries.”
Antlaşma, her iki ülkenin egemenleri tarafından imzalandı.
“Sovereign wealth funds are used to invest national reserves.”
Egemen varlık fonları, ulusal rezervleri yatırım yapmak için kullanılır.
“The island is a sovereign territory with its own government.”
Ada, kendi hükümetine sahip egemen bir bölgedir.
“No external force can dictate terms to a truly sovereign nation.”
Hiçbir dış güç, gerçekten egemen bir ulusa koşullar dikte edemez.
Eş anlamlılar