rhetoric
//ˈretərɪk//
Çeviri
retorik
Tanım
Retorik, ikna etme veya etkileme amacıyla dili etkili ve sanatlı bir şekilde kullanma sanatıdır. Genellikle siyaset, hukuk ve reklamcılık gibi alanlarda karşımıza çıkar; bir fikri güçlendirmek, duyguları harekete geçirmek veya dinleyiciyi yönlendirmek için kullanılan sözel ve yazılı teknikleri kapsar. Antik Yunan'da doğan bu kavram, günümüzde hem olumlu (etkili iletişim) hem de olumsuz (boş sözler, süslü ama içi boş ifadeler) anlamlarda kullanılabilir. Retorik, sadece ne söylendiğiyle değil, nasıl söylendiğiyle de ilgilenir; mecazlar, tekrarlar, soru sorma gibi araçlarla dinleyicinin dikkatini çeker.
Örnek
“The politician's rhetoric was full of promises but lacked concrete plans.”
Politikacının retoriği vaatlerle doluydu ama somut planlardan yoksundu.
“She studied classical rhetoric to improve her public speaking skills.”
Topluluk önünde konuşma becerilerini geliştirmek için klasik retorik okudu.
“His fiery rhetoric inspired the crowd to take action.”
Onun ateşli retoriği kalabalığı harekete geçmeye teşvik etti.
“The advertisement used emotional rhetoric to sell the product.”
Reklam, ürünü satmak için duygusal retorik kullandı.
“Empty rhetoric often fails to persuade informed audiences.”
Boş retorik genellikle bilgili dinleyicileri ikna etmekte başarısız olur.
“In legal arguments, rhetoric can be as important as evidence.”
Hukuki tartışmalarda retorik, kanıt kadar önemli olabilir.
“The professor criticized the student's essay for relying too much on rhetoric.”
Profesör, öğrencinin makalesini çok fazla retoriğe dayandığı için eleştirdi.
“Ancient philosophers like Aristotle wrote extensively about rhetoric.”
Aristoteles gibi antik filozoflar retorik hakkında kapsamlı yazılar yazdı.
“The speech was a masterpiece of rhetoric, blending logic and emotion.”
Konuşma, mantık ve duyguyu harmanlayan bir retorik şaheseriydi.
“We need to look beyond the rhetoric and examine the actual policies.”
Retoriğin ötesine bakıp gerçek politikaları incelemeliyiz.
Eş anlamlılar