mandate
//ˈmændeɪt//
Çeviri
yetki, görev, zorunluluk
Tanım
Bir kişi veya kuruma, belirli bir eylemi gerçekleştirmesi için verilen resmi yetki veya görev. Mandate, genellikle bir seçim sonucu halkın bir hükümete veya lidere verdiği yetkiyi ifade eder. Aynı zamanda bir kurumun veya kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu resmi bir emir veya talimat anlamına gelir. Örneğin, bir hükümetin seçimlerde kazandığı oy oranı, ona belirli politikaları uygulama yetkisi (mandate) verir. Bu kelime, hukuki ve siyasi bağlamlarda sıkça kullanılır.
Örnek
“The government received a strong mandate to reform the healthcare system.”
Hükümet, sağlık sistemini reforme etmek için güçlü bir yetki aldı.
“The UN mandate authorized peacekeeping forces to intervene in the conflict.”
BM yetkisi, barış güçlerine çatışmaya müdahale etme izni verdi.
“The new CEO has a clear mandate to turn the company around.”
Yeni CEO'nun şirketi toparlamak için net bir görevi var.
“The school board issued a mandate requiring all students to wear uniforms.”
Okul yönetimi, tüm öğrencilerin üniforma giymesini zorunlu kılan bir emir yayınladı.
“The election result gave the president a mandate to pursue economic reforms.”
Seçim sonucu, başkana ekonomik reformları sürdürme yetkisi verdi.
“The court's mandate was to ensure the fair distribution of the estate.”
Mahkemenin görevi, mirasın adil dağıtımını sağlamaktı.
“The committee operates under a mandate from the United Nations.”
Komite, Birleşmiş Milletler'den aldığı bir yetkiyle çalışır.
“The new law includes a mandate for companies to reduce carbon emissions.”
Yeni yasa, şirketlerin karbon emisyonlarını azaltması için bir zorunluluk içeriyor.
“The teacher's mandate was to prepare students for the final exam.”
Öğretmenin görevi, öğrencileri final sınavına hazırlamaktı.
“The government's mandate expired, leading to a new election.”
Hükümetin yetki süresi doldu ve bu da yeni bir seçime yol açtı.
Eş anlamlılar