pitch

//pɪtʃ//

Fiiller
B2

Çeviri

satış konuşması yapmak

Tanım

Pitch, bir ürünü, hizmeti, fikri veya kendini ikna edici bir şekilde tanıtmak ve satmak amacıyla yapılan kısa, öz ve genellikle planlı bir konuşmadır. Bu terim, özellikle iş dünyasında, girişimcilerin yatırımcılara fikirlerini sunduğu 'elevator pitch' gibi durumlarda veya satış temsilcilerinin müşterilere ürün sunumlarında yaygın olarak kullanılır. Bir pitch'in başarılı olması için net, ikna edici ve dinleyicinin ihtiyaçlarına hitap eden bir mesaj içermesi gerekir. Bu fiil olarak da kullanılabilir (to pitch something).

Örnek

  • She delivered a compelling pitch to the investors and secured the funding.

    Yatırımcılara ikna edici bir satış konuşması yaptı ve finansmanı güvence altına aldı.

  • Every salesperson needs to perfect their 30-second pitch for new clients.

    Her satış temsilcisinin yeni müşteriler için 30 saniyelik satış konuşmasını mükemmelleştirmesi gerekir.

  • He practiced his pitch for the new app idea in front of the mirror.

    Yeni uygulama fikri için satış konuşmasını aynanın karşısında pratik yaptı.

  • The startup competition requires each team to give a two-minute pitch.

    Girişim yarışması, her takımın iki dakikalık bir satış konuşması yapmasını gerektiriyor.

  • A good pitch focuses on the benefits for the customer, not just the features.

    İyi bir satış konuşması, sadece özelliklere değil, müşteriye sağlayacağı faydalara odaklanır.

  • They asked me to pitch our services to the board of directors next week.

    Gelecek hafta hizmetlerimizi yönetim kuruluna sunmamı/satış konuşması yapmamı istediler.

  • Her elevator pitch was so effective that she got a meeting with the CEO immediately.

    Asansör konuşması o kadar etkiliydi ki hemen CEO ile bir toplantı ayarladı.

  • The key to a successful pitch is knowing your audience and their needs.

    Başarılı bir satış konuşmasının anahtarı, kitlenizi ve onların ihtiyaçlarını bilmektir.

  • We need to work on our sales pitch before the big client presentation.

    Büyük müşteri sunumundan önce satış konuşmamız üzerinde çalışmamız gerekiyor.

  • After listening to his pitch, the agency decided to hire his marketing firm.

    Onun satış konuşmasını dinledikten sonra ajans, onun pazarlama firmasını işe almaya karar verdi.

Eş anlamlılar

sunum yapmak
ikna edici konuşma
tanıtım konuşması

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

retreat

geri çekilmek

Fiiller

Bir yerden veya durumdan uzaklaşmak, geri çekilmek; özellikle bir tehdit, tehlike veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için. Ayrıca, inzivaya çekilmek, sessiz ve huzurlu bir yere gitmek anlamında…

govern

yönetmek

Fiiller

Bir ülkeyi, kurumu, organizasyonu veya süreci idare etmek, yönlendirmek ve kontrol etmek. Kurallar koymak, kararlar almak ve bir sistemin işleyişinden sorumlu olmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin d…

insure

sigortalamak

Fiiller

Bir şeyin (mal, mülk, hayat, sağlık vb.) olası bir risk, zarar veya kayba karşı güvence altına alınması için bir sigorta şirketiyle anlaşma yapmak, poliçe düzenlemek. Ayrıca, bir şeyi garanti altına a…

accuse

suçlamak

Fiiller

Bir kişiyi bir suç veya yanlış bir eylem işlemekle itham etmek, onu bir kabahatle suçlu olarak göstermek. Resmi bir suçlama veya günlük konuşmada birini bir şeyden sorumlu tutmak anlamında kullanılır.

adapt

uyum sağlamak, adapte olmak

Fiiller

Bir şeyi yeni koşullara, durumlara veya ortamlara göre değiştirmek, ayarlamak veya kendini bu yeni şartlara alıştırmak. Bu süreç fiziksel, davranışsal veya zihinsel bir değişimi içerebilir.

alter

değiştirmek

Fiiller

Bir şeyin durumunu, biçimini, içeriğini veya görünümünü farklı bir hale getirmek, başka türlü yapmak. Genellikle küçük veya orta ölçekli değişiklikler için kullanılır, tamamen yeniden yapmaktan ziyade…

appoint

atamak

Fiiller

Bir kişiyi resmi olarak bir göreve, pozisyona veya işe getirmek; bir görev için seçmek ve tayin etmek. Ayrıca, bir toplantı veya randevu için zaman ve yer belirlemek anlamında da kullanılabilir.

assume

varsaymak, farz etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmadan kabul etmek veya bir durumun gerçekleşeceğini düşünerek hareket etmek. Ayrıca, bir rolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamında da kullanılır.

assure

temin etmek, garanti etmek

Fiiller

Bir şeyin kesinlikle olacağına veya doğru olduğuna dair güvence vermek, söz vermek veya bir durumu garanti altına almak anlamına gelir. Bir kişiyi endişelerinden kurtarmak için güven vermek için de ku…

bind

bağlamak

Fiiller

Bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak sabitlemek, tutturmak veya bir arada tutmak için kullanılan fiil. Ayrıca, bir sözleşme veya yasal yükümlülük altına sokmak, mecazen bir duruma veya duyguya haps…