float
//floʊt//
Çeviri
dalgalandırmak
Tanım
Float fiili, finansal bağlamda, özellikle döviz kurları için, bir para biriminin değerinin piyasa koşullarına göre serbestçe değişmesine izin vermek anlamında kullanılır. Bu, merkez bankasının müdahalesi olmadan, arz ve talep dengesiyle kurun belirlenmesini ifade eder. Genellikle 'dalgalı kur rejimi' olarak adlandırılan bu sistemde, hükümetler veya merkez bankaları döviz kurunu sabitlemek yerine piyasanın belirlemesine izin verir. Bu kullanım, İngilizce'de 'to float a currency' şeklinde yaygındır ve uluslararası ticaret, makroekonomi ve finans haberlerinde sıkça geçer.
Örnek
“The central bank decided to float the currency to stabilize the economy.”
Merkez bankası, ekonomiyi istikrara kavuşturmak için para birimini dalgalandırmaya karar verdi.
“After years of fixed exchange rates, the government chose to float the national currency.”
Yıllarca sabit döviz kuru uygulamasının ardından hükümet, ulusal para birimini dalgalandırmayı seçti.
“Many emerging markets float their currencies to attract foreign investment.”
Birçok gelişmekte olan piyasa, yabancı yatırımı çekmek için para birimlerini dalgalandırır.
“The IMF recommended that the country float its currency to reduce trade imbalances.”
IMF, ticaret dengesizliklerini azaltmak için ülkenin para birimini dalgalandırmasını önerdi.
“When a nation floats its currency, the exchange rate is determined by market forces.”
Bir ulus para birimini dalgalandırdığında, döviz kuru piyasa güçleri tarafından belirlenir.
“The decision to float the currency led to increased volatility in foreign exchange markets.”
Para birimini dalgalandırma kararı, döviz piyasalarında artan oynaklığa yol açtı.
“Some economists argue that it is better to float the currency than to maintain a fixed peg.”
Bazı ekonomistler, sabit bir kur bağını sürdürmektense para birimini dalgalandırmanın daha iyi olduğunu savunur.
“The country's central bank intervened less after it began to float the currency.”
Ülkenin merkez bankası, para birimini dalgalandırmaya başladıktan sonra daha az müdahale etti.
“Floating the currency allowed the government to focus on domestic inflation targets.”
Para birimini dalgalandırmak, hükümetin yurt içi enflasyon hedeflerine odaklanmasını sağladı.
“Investors closely watch how a country floats its currency to predict market trends.”
Yatırımcılar, piyasa trendlerini tahmin etmek için bir ülkenin para birimini nasıl dalgalandırdığını yakından izler.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2yüzmek, su üstünde kalmakBu anlama git
- B1dalgalanmak, havada süzülmekBu anlama git
- B2döviz kurunu dalgalandırmak(bu sayfa)