desperate

//ˈdɛspərɪt//

Sıfatlar
B2

Çeviri

umutsuz, çaresiz

Tanım

Desperate, bir kişinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için her şeyi göze aldığı, umudunu yitirmiş ancak yine de son bir çaba gösterdiği yoğun bir çaresizlik ve aciliyet halini anlatır. Bu kelime genellikle bir sorunun çözümü için başka seçenek kalmadığında, kişinin riskli veya sıra dışı yöntemlere başvurma isteğini vurgular. Örneğin, maddi sıkıntı içinde olan birinin 'desperate' olması, borcunu ödemek için yasa dışı yollara bile başvurabileceği anlamına gelebilir. Duygusal bağlamda ise, bir ilişkiyi kurtarmak için aşırı fedakarlıklar yapan birini tanımlar. Günlük kullanımda 'desperate' sıfatı, hem bir durumun vahametini hem de kişinin o anki ruh halini güçlü bir şekilde ifade eder.

Örnek

  • He made a desperate attempt to save the drowning child.

    Boğulan çocuğu kurtarmak için umutsuz bir girişimde bulundu.

  • The family was desperate for food after the flood destroyed their home.

    Sel evlerini yok ettikten sonra aile yiyecek için çaresizdi.

  • She felt desperate when she couldn't find her lost passport.

    Kayıp pasaportunu bulamayınca kendini çaresiz hissetti.

  • The doctor's desperate plea for blood donors saved many lives.

    Doktorun kan bağışçıları için yaptığı umutsuz çağrı birçok hayat kurtardı.

  • In a desperate move, he sold his car to pay off the debt.

    Borcu ödemek için çaresiz bir hamleyle arabasını sattı.

  • The desperate cry for help was heard across the valley.

    Yardım için atılan umutsuz çığlık vadi boyunca duyuldu.

  • They were desperate to find a solution before the deadline.

    Son teslim tarihinden önce bir çözüm bulmak için çaresizdiler.

  • Her desperate eyes told me she had given up all hope.

    Onun umutsuz gözleri bana tüm umudunu kaybettiğini söylüyordu.

  • The prisoner made a desperate escape attempt through the window.

    Mahkum pencereden umutsuz bir kaçış girişiminde bulundu.

  • Without a job and with three children to feed, he became desperate.

    İşsiz ve üç çocuğu beslemesi gereken biri olarak çaresizleşti.

Eş anlamlılar

umutsuz
çaresiz
ümitsiz
acil
son çare

İlgili kelimeler

reckless

düşüncesiz

Sıfatlar

Sonuçlarını düşünmeden, pervasızca ve aşırı riskli davranan; dikkatsiz, tedbirsiz ve umursamaz bir tavır sergileyen.

apparent

açık, belirgin, görünür

Sıfatlar

Gözle görülebilen, kolayca fark edilebilen veya anlaşılabilen; gerçekte öyle olmasa bile dışarıdan öyle görünen durumları ifade eder. Hem 'görünürdeki' hem de 'besbelli, ortada olan' anlamlarında kull…

august

görkemli, heybetli

Sıfatlar
Months and Seasons

August, İngilizcede 'görkemli' veya 'heybetli' anlamına gelen bir sıfattır ve genellikle bir kişinin, yerin veya olayın saygı uyandıran, etkileyici ve yüce niteliklerini vurgulamak için kullanılır. Bu…

capable

yetenekli, becerikli

Sıfatlar

Capable, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi, görevi veya eylemi başarıyla yerine getirebilecek yeterlilik, güç veya kapasiteye sahip olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle olumlu bir anlam t…

conscious

bilinçli

Sıfatlar

Farkında olma, çevresinde olup bitenlerin veya kendi düşünce ve duygularının ayırtında olma durumunu ifade eder. Bir kişinin uyanık ve çevresine duyarlı olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bir konuda bilgi…

constant

sabit

Sıfatlar

Constant, bir değişkenin veya durumun zaman içinde değişmediğini, aynı kaldığını ifade eden bir sıfattır. Matematik, fizik, programlama ve günlük dilde sıklıkla kullanılır. Bir şeyin sürekli olarak ay…

due

vadesi gelmiş, ödenmesi gereken

Sıfatlar

Due, bir borcun, ödemenin veya yükümlülüğün vadesinin dolduğunu ve artık yerine getirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu kelime genellikle finansal bağlamlarda, faturalar, krediler veya vergiler gibi öd…

enormous

muazzam, devasa

Sıfatlar

Enormous, bir şeyin normalden çok daha büyük, iri veya kapsamlı olduğunu ifade eden güçlü bir sıfattır. Genellikle fiziksel büyüklük, miktar veya ölçek için kullanılır; 'büyük' kelimesinden daha yoğun…

faint

baygınlık, bayılma

İsimler

Faint, bir kişinin beyne yetersiz kan gitmesi sonucu geçici olarak bilincini kaybetmesi durumudur. Genellikle ani bir düşme ve kısa süreli bilinç kaybıyla kendini gösterir; sıcak hava, açlık, korku ve…

fancy

hayal etmek, düşlemek

Fiiller

Fancy kelimesi, bir şeyi arzulamak veya zihinde canlandırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Genellikle gerçekleşmesi pek mümkün olmayan ya da anlık bir isteği ifade eder. Bu kullanımda, kişinin bir…