conscious

//ˈkɒnʃəs//

Sıfatlar
B2

Çeviri

bilinçli

Tanım

Farkında olma, çevresinde olup bitenlerin veya kendi düşünce ve duygularının ayırtında olma durumunu ifade eder. Bir kişinin uyanık ve çevresine duyarlı olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bir konuda bilgi sahibi olma veya bir durumun farkında olma anlamında da kullanılır. Örneğin, bir kişi sağlıklı beslenmenin öneminin bilincindeyse buna 'conscious' denir. Bu kelime, genellikle kişisel farkındalık veya toplumsal konulara duyarlılık bağlamında karşımıza çıkar.

Örnek

  • She was conscious of the noise in the room.

    Odadaki gürültünün farkındaydı.

  • He remained conscious throughout the operation.

    Ameliyat boyunca bilinci açıktı.

  • We need to be more conscious about our environmental impact.

    Çevresel etkimiz konusunda daha bilinçli olmalıyız.

  • The patient was conscious and able to speak.

    Hasta bilinçliydi ve konuşabiliyordu.

  • She made a conscious effort to save money.

    Para biriktirmek için bilinçli bir çaba gösterdi.

  • Are you conscious of the risks involved?

    İlgili risklerin farkında mısınız?

  • He is very health-conscious and exercises daily.

    Sağlık konusunda çok bilinçlidir ve her gün egzersiz yapar.

  • The driver was conscious of the pedestrians crossing the street.

    Sürücü, karşıdan karşıya geçen yayaların farkındaydı.

  • She became conscious of her breathing during meditation.

    Meditasyon sırasında nefes alışverişinin farkına vardı.

  • It was a conscious decision to move to a smaller city.

    Daha küçük bir şehre taşınmak bilinçli bir karardı.

Eş anlamlılar

farkında
uyanık
şuurlu
bilgili

İlgili kelimeler

reckless

düşüncesiz

Sıfatlar

Sonuçlarını düşünmeden, pervasızca ve aşırı riskli davranan; dikkatsiz, tedbirsiz ve umursamaz bir tavır sergileyen.

apparent

açık, belirgin, görünür

Sıfatlar

Gözle görülebilen, kolayca fark edilebilen veya anlaşılabilen; gerçekte öyle olmasa bile dışarıdan öyle görünen durumları ifade eder. Hem 'görünürdeki' hem de 'besbelli, ortada olan' anlamlarında kull…

august

görkemli, heybetli

Sıfatlar
Months and Seasons

August, İngilizcede 'görkemli' veya 'heybetli' anlamına gelen bir sıfattır ve genellikle bir kişinin, yerin veya olayın saygı uyandıran, etkileyici ve yüce niteliklerini vurgulamak için kullanılır. Bu…

capable

yetenekli, becerikli

Sıfatlar

Capable, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi, görevi veya eylemi başarıyla yerine getirebilecek yeterlilik, güç veya kapasiteye sahip olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle olumlu bir anlam t…

constant

sabit

Sıfatlar

Constant, bir değişkenin veya durumun zaman içinde değişmediğini, aynı kaldığını ifade eden bir sıfattır. Matematik, fizik, programlama ve günlük dilde sıklıkla kullanılır. Bir şeyin sürekli olarak ay…

desperate

umutsuz, çaresiz

Sıfatlar

Desperate, bir kişinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için her şeyi göze aldığı, umudunu yitirmiş ancak yine de son bir çaba gösterdiği yoğun bir çaresizlik ve aciliyet halini anlatır. Bu ke…

due

vadesi gelmiş, ödenmesi gereken

Sıfatlar

Due, bir borcun, ödemenin veya yükümlülüğün vadesinin dolduğunu ve artık yerine getirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu kelime genellikle finansal bağlamlarda, faturalar, krediler veya vergiler gibi öd…

enormous

muazzam, devasa

Sıfatlar

Enormous, bir şeyin normalden çok daha büyük, iri veya kapsamlı olduğunu ifade eden güçlü bir sıfattır. Genellikle fiziksel büyüklük, miktar veya ölçek için kullanılır; 'büyük' kelimesinden daha yoğun…

faint

baygınlık, bayılma

İsimler

Faint, bir kişinin beyne yetersiz kan gitmesi sonucu geçici olarak bilincini kaybetmesi durumudur. Genellikle ani bir düşme ve kısa süreli bilinç kaybıyla kendini gösterir; sıcak hava, açlık, korku ve…

fancy

hayal etmek, düşlemek

Fiiller

Fancy kelimesi, bir şeyi arzulamak veya zihinde canlandırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Genellikle gerçekleşmesi pek mümkün olmayan ya da anlık bir isteği ifade eder. Bu kullanımda, kişinin bir…