conscious
//ˈkɒnʃəs//
Çeviri
bilinçli
Tanım
Farkında olma, çevresinde olup bitenlerin veya kendi düşünce ve duygularının ayırtında olma durumunu ifade eder. Bir kişinin uyanık ve çevresine duyarlı olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bir konuda bilgi sahibi olma veya bir durumun farkında olma anlamında da kullanılır. Örneğin, bir kişi sağlıklı beslenmenin öneminin bilincindeyse buna 'conscious' denir. Bu kelime, genellikle kişisel farkındalık veya toplumsal konulara duyarlılık bağlamında karşımıza çıkar.
Örnek
“She was conscious of the noise in the room.”
Odadaki gürültünün farkındaydı.
“He remained conscious throughout the operation.”
Ameliyat boyunca bilinci açıktı.
“We need to be more conscious about our environmental impact.”
Çevresel etkimiz konusunda daha bilinçli olmalıyız.
“The patient was conscious and able to speak.”
Hasta bilinçliydi ve konuşabiliyordu.
“She made a conscious effort to save money.”
Para biriktirmek için bilinçli bir çaba gösterdi.
“Are you conscious of the risks involved?”
İlgili risklerin farkında mısınız?
“He is very health-conscious and exercises daily.”
Sağlık konusunda çok bilinçlidir ve her gün egzersiz yapar.
“The driver was conscious of the pedestrians crossing the street.”
Sürücü, karşıdan karşıya geçen yayaların farkındaydı.
“She became conscious of her breathing during meditation.”
Meditasyon sırasında nefes alışverişinin farkına vardı.
“It was a conscious decision to move to a smaller city.”
Daha küçük bir şehre taşınmak bilinçli bir karardı.
Eş anlamlılar