faint
//feɪnt//
Çeviri
baygınlık, bayılma
Tanım
Faint, bir kişinin beyne yetersiz kan gitmesi sonucu geçici olarak bilincini kaybetmesi durumudur. Genellikle ani bir düşme ve kısa süreli bilinç kaybıyla kendini gösterir; sıcak hava, açlık, korku veya ağrı gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabilir. Bu terim, tıbbi bağlamlarda senkop olarak da adlandırılan bu durumu ifade eder ve günlük dilde 'bayılma' veya 'kendinden geçme' anlamında kullanılır. Faint, bir fiil olarak 'bayılmak' eylemini, isim olarak ise bayılma nöbetini tanımlar.
Örnek
“She felt dizzy and then had a faint in the middle of the crowded room.”
Kalabalık odanın ortasında başı döndü ve ardından bayıldı.
“The heat was so intense that several people suffered from faints during the outdoor ceremony.”
Sıcak o kadar yoğundu ki açık hava töreni sırasında birkaç kişi baygınlık geçirdi.
“He collapsed in a faint after hearing the shocking news.”
Şok edici haberi duyunca bayılarak yere yığıldı.
“The doctor explained that her faint was caused by low blood pressure.”
Doktor, bayılmasının düşük tansiyondan kaynaklandığını açıkladı.
“Without eating breakfast, she was at risk of a faint during the morning meeting.”
Kahvaltı yapmadan sabah toplantısında bayılma riski taşıyordu.
“He woke up from the faint feeling confused and weak.”
Baygınlıktan uyandığında kafası karışık ve zayıf hissediyordu.
“The nurse quickly attended to the patient who had a faint in the waiting room.”
Hemşire, bekleme odasında bayılan hastaya hemen müdahale etti.
“Stress and dehydration can trigger a faint in some individuals.”
Stres ve dehidrasyon bazı kişilerde bayılmaya neden olabilir.
“She experienced a brief faint but recovered fully within minutes.”
Kısa süreli bir baygınlık geçirdi ancak dakikalar içinde tamamen iyileşti.
“The paramedics were called when a spectator had a faint during the concert.”
Konser sırasında bir seyircinin bayılması üzerine sağlık ekipleri çağrıldı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B2baygınlık, bayılma(bu sayfa)
- B2soluk, silik, zayıf (ışık, ses, umut vb.)Bu anlama git