culprit
//ˈkʌlprɪt//
Çeviri
suçlu
Tanım
Culprit, bir suçun, hatanın veya olumsuz bir durumun sorumlusu olan kişi veya şey anlamına gelir. Genellikle bir olayın failini belirtmek için kullanılır ve hem hukuki bağlamda (bir suçu işleyen kişi) hem de günlük hayatta (bir soruna neden olan faktör) yaygındır. Örneğin, bir hırsızlık olayında polis, 'culprit'i arar; bir bilgisayar arızasında ise teknik ekip, sorunun 'culprit'ini (kaynağını) tespit etmeye çalışır. Kelime, resmi ve gayriresmi durumlarda kullanılabilir ve genellikle olumsuz bir çağrışım taşır.
Örnek
“The police arrested the culprit after a long investigation.”
Polis, uzun bir soruşturmanın ardından suçluyu tutukladı.
“Who is the culprit behind this mess in the kitchen?”
Mutfağın bu halinin arkasındaki suçlu kim?
“The main culprit of the accident was the icy road.”
Kazanın ana suçlusu buzlu yoldu.
“They caught the culprit red-handed stealing the money.”
Parayı çalarken suçluyu suçüstü yakaladılar.
“The culprit confessed to the crime during the trial.”
Suçlu, duruşma sırasında suçu itiraf etti.
“In many mystery novels, the culprit is the least suspected character.”
Birçok gizem romanında suçlu, en az şüphelenilen karakterdir.
“The real culprit of the problem was a software bug.”
Sorunun gerçek suçlusu bir yazılım hatasıydı.
“The culprit escaped through the back door before anyone noticed.”
Suçlu, kimse fark etmeden arka kapıdan kaçtı.
“She pointed at him and said, 'You are the culprit!'”
Onu işaret etti ve 'Suçlu sensin!' dedi.
“The culprit left a trail of clues for the detectives to follow.”
Suçlu, dedektiflerin takip etmesi için bir ipucu izi bıraktı.
Eş anlamlılar