liberation
//ˌlɪb.əˈreɪ.ʃən//
Çeviri
kurtuluş, özgürleşme
Tanım
Liberation, bir kişinin, grubun veya toplumun baskı, esaret, sınırlama veya kontrol altında olmaktan kurtulması anlamına gelir. Bu kavram, fiziksel özgürlükten (örneğin bir mahkumun serbest bırakılması) zihinsel veya politik özgürleşmeye (örneğin bir halkın bağımsızlığı) kadar geniş bir yelpazede kullanılır. Genellikle savaş, devrim veya kişisel mücadele sonrası elde edilen bir özgürlük durumunu ifade eder. Günlük dilde, bir kişinin kendini kısıtlayıcı durumlardan veya alışkanlıklardan kurtarması gibi daha kişisel bağlamlarda da kullanılır. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin kimyada bir maddenin serbest kalması), ancak burada en yaygın kullanımı olan özgürleşme ve kurtuluş anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“The country celebrated its liberation from colonial rule.”
Ülke, sömürge yönetiminden kurtuluşunu kutladı.
“After years of therapy, she felt a sense of personal liberation.”
Yıllar süren terapiden sonra kişisel bir özgürleşme hissetti.
“The liberation of the prisoners was a key moment in the war.”
Mahkumların kurtuluşu savaşta önemli bir andı.
“Many activists fought for the liberation of oppressed communities.”
Birçok aktivist, baskı altındaki toplulukların özgürleşmesi için savaştı.
“The novel explores themes of liberation and self-discovery.”
Roman, özgürleşme ve kendini keşfetme temalarını işler.
“Economic liberation allowed small businesses to thrive.”
Ekonomik kurtuluş, küçük işletmelerin gelişmesine izin verdi.
“Her liberation from toxic relationships changed her life completely.”
Zehirli ilişkilerden kurtuluşu hayatını tamamen değiştirdi.
“The liberation movement gained widespread support across the region.”
Özgürleşme hareketi, bölge genelinde geniş destek kazandı.
“He described his journey as a liberation from fear and doubt.”
Yolculuğunu korku ve şüpheden kurtuluş olarak tanımladı.
“The festival commemorates the liberation of the city from invaders.”
Festival, şehrin işgalcilerden kurtuluşunu anar.
Eş anlamlılar