faint

//feɪnt//

Sıfatlar
B2

Çeviri

soluk, silik, zayıf

Tanım

Faint, ışık, ses, umut veya benzeri soyut kavramların güçsüz, belirsiz veya zor algılanır olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir şeyin yoğunluğunun veya netliğinin düşük olduğu durumlarda kullanılır; örneğin loş bir ışık, uzaktan gelen hafif bir ses veya gerçekleşme ihtimali düşük bir umut için. Bu kullanımda kelime, somut veya soyut varlıkların zayıflığını vurgular ve günlük dilde sıkça karşılaşılır.

Örnek

  • The faint light of the stars guided us through the forest.

    Yıldızların soluk ışığı bize ormanda rehberlik etti.

  • She heard a faint whisper from the other room.

    Diğer odadan zayıf bir fısıltı duydu.

  • There is a faint hope that the missing hiker will be found alive.

    Kayıp yürüyüşçünün canlı bulunacağına dair zayıf bir umut var.

  • The painting had faint colors that seemed to fade into the canvas.

    Tablo, tuvalin içinde kayboluyormuş gibi görünen soluk renklere sahipti.

  • A faint smell of smoke lingered in the air after the fire was put out.

    Yangın söndürüldükten sonra havada zayıf bir duman kokusu kaldı.

  • His voice was so faint that I could barely understand him.

    Sesi o kadar zayıftı ki onu zar zor anlayabiliyordum.

  • The outline of the mountain was faint against the cloudy sky.

    Dağın silueti bulutlu gökyüzüne karşı silikti.

  • She felt a faint pain in her shoulder after the long workout.

    Uzun antrenmandan sonra omzunda zayıf bir ağrı hissetti.

  • The memory of that day is now faint in my mind.

    O günün anısı artık zihnimde silik.

  • A faint smile crossed her lips as she remembered the joke.

    Şakayı hatırlayınca dudaklarında zayıf bir gülümseme belirdi.

Eş anlamlılar

solgun
belirsiz
hafif
donuk
güçsüz

Diğer anlamlar

  • B2
    baygınlık, bayılmaBu anlama git
  • B2
    soluk, silik, zayıf (ışık, ses, umut vb.)(bu sayfa)

İlgili kelimeler

reckless

düşüncesiz

Sıfatlar

Sonuçlarını düşünmeden, pervasızca ve aşırı riskli davranan; dikkatsiz, tedbirsiz ve umursamaz bir tavır sergileyen.

apparent

açık, belirgin, görünür

Sıfatlar

Gözle görülebilen, kolayca fark edilebilen veya anlaşılabilen; gerçekte öyle olmasa bile dışarıdan öyle görünen durumları ifade eder. Hem 'görünürdeki' hem de 'besbelli, ortada olan' anlamlarında kull…

august

görkemli, heybetli

Sıfatlar
Months and Seasons

August, İngilizcede 'görkemli' veya 'heybetli' anlamına gelen bir sıfattır ve genellikle bir kişinin, yerin veya olayın saygı uyandıran, etkileyici ve yüce niteliklerini vurgulamak için kullanılır. Bu…

capable

yetenekli, becerikli

Sıfatlar

Capable, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi, görevi veya eylemi başarıyla yerine getirebilecek yeterlilik, güç veya kapasiteye sahip olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle olumlu bir anlam t…

conscious

bilinçli

Sıfatlar

Farkında olma, çevresinde olup bitenlerin veya kendi düşünce ve duygularının ayırtında olma durumunu ifade eder. Bir kişinin uyanık ve çevresine duyarlı olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bir konuda bilgi…

constant

sabit

Sıfatlar

Constant, bir değişkenin veya durumun zaman içinde değişmediğini, aynı kaldığını ifade eden bir sıfattır. Matematik, fizik, programlama ve günlük dilde sıklıkla kullanılır. Bir şeyin sürekli olarak ay…

desperate

umutsuz, çaresiz

Sıfatlar

Desperate, bir kişinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için her şeyi göze aldığı, umudunu yitirmiş ancak yine de son bir çaba gösterdiği yoğun bir çaresizlik ve aciliyet halini anlatır. Bu ke…

due

vadesi gelmiş, ödenmesi gereken

Sıfatlar

Due, bir borcun, ödemenin veya yükümlülüğün vadesinin dolduğunu ve artık yerine getirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu kelime genellikle finansal bağlamlarda, faturalar, krediler veya vergiler gibi öd…

enormous

muazzam, devasa

Sıfatlar

Enormous, bir şeyin normalden çok daha büyük, iri veya kapsamlı olduğunu ifade eden güçlü bir sıfattır. Genellikle fiziksel büyüklük, miktar veya ölçek için kullanılır; 'büyük' kelimesinden daha yoğun…

fancy

hayal etmek, düşlemek

Fiiller

Fancy kelimesi, bir şeyi arzulamak veya zihinde canlandırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Genellikle gerçekleşmesi pek mümkün olmayan ya da anlık bir isteği ifade eder. Bu kullanımda, kişinin bir…