constant

//ˈkɒnstənt//

Sıfatlar
B2

Çeviri

sabit

Tanım

Constant, bir değişkenin veya durumun zaman içinde değişmediğini, aynı kaldığını ifade eden bir sıfattır. Matematik, fizik, programlama ve günlük dilde sıklıkla kullanılır. Bir şeyin sürekli olarak aynı seviyede veya aynı şekilde devam ettiğini belirtir. Örneğin, bir sabit hızla hareket eden araç, hızını değiştirmez. Programlamada ise değeri değiştirilemeyen değişkenlere constant denir. Bu kelime, istikrar ve süreklilik kavramlarını vurgular.

Örnek

  • The temperature remained constant throughout the day.

    Sıcaklık gün boyunca sabit kaldı.

  • She is a constant source of inspiration for her team.

    O, ekibi için sürekli bir ilham kaynağıdır.

  • In mathematics, a constant is a value that does not change.

    Matematikte sabit, değişmeyen bir değerdir.

  • He complained about the constant noise from the construction site.

    İnşaat alanından gelen sürekli gürültüden şikayet etti.

  • We need to maintain a constant speed to save fuel.

    Yakıt tasarrufu yapmak için sabit bir hızı korumalıyız.

  • The constant pressure at work is affecting her health.

    İşteki sürekli baskı sağlığını etkiliyor.

  • His constant support helped me through difficult times.

    Onun sürekli desteği zor zamanlarda bana yardımcı oldu.

  • The value of pi is a mathematical constant.

    Pi sayısı matematiksel bir sabittir.

  • She has been a constant presence in my life since childhood.

    Çocukluğumdan beri hayatımda sürekli bir varlık olmuştur.

  • The machine operates at a constant rate of 100 units per hour.

    Makine saatte 100 birim sabit bir hızda çalışır.

Eş anlamlılar

değişmez
sürekli
istikrarlı
daimi
kesintisiz

İlgili kelimeler

reckless

düşüncesiz

Sıfatlar

Sonuçlarını düşünmeden, pervasızca ve aşırı riskli davranan; dikkatsiz, tedbirsiz ve umursamaz bir tavır sergileyen.

apparent

açık, belirgin, görünür

Sıfatlar

Gözle görülebilen, kolayca fark edilebilen veya anlaşılabilen; gerçekte öyle olmasa bile dışarıdan öyle görünen durumları ifade eder. Hem 'görünürdeki' hem de 'besbelli, ortada olan' anlamlarında kull…

august

görkemli, heybetli

Sıfatlar
Months and Seasons

August, İngilizcede 'görkemli' veya 'heybetli' anlamına gelen bir sıfattır ve genellikle bir kişinin, yerin veya olayın saygı uyandıran, etkileyici ve yüce niteliklerini vurgulamak için kullanılır. Bu…

capable

yetenekli, becerikli

Sıfatlar

Capable, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi, görevi veya eylemi başarıyla yerine getirebilecek yeterlilik, güç veya kapasiteye sahip olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle olumlu bir anlam t…

conscious

bilinçli

Sıfatlar

Farkında olma, çevresinde olup bitenlerin veya kendi düşünce ve duygularının ayırtında olma durumunu ifade eder. Bir kişinin uyanık ve çevresine duyarlı olduğu anlamına gelir. Ayrıca, bir konuda bilgi…

desperate

umutsuz, çaresiz

Sıfatlar

Desperate, bir kişinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için her şeyi göze aldığı, umudunu yitirmiş ancak yine de son bir çaba gösterdiği yoğun bir çaresizlik ve aciliyet halini anlatır. Bu ke…

due

vadesi gelmiş, ödenmesi gereken

Sıfatlar

Due, bir borcun, ödemenin veya yükümlülüğün vadesinin dolduğunu ve artık yerine getirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu kelime genellikle finansal bağlamlarda, faturalar, krediler veya vergiler gibi öd…

enormous

muazzam, devasa

Sıfatlar

Enormous, bir şeyin normalden çok daha büyük, iri veya kapsamlı olduğunu ifade eden güçlü bir sıfattır. Genellikle fiziksel büyüklük, miktar veya ölçek için kullanılır; 'büyük' kelimesinden daha yoğun…

faint

baygınlık, bayılma

İsimler

Faint, bir kişinin beyne yetersiz kan gitmesi sonucu geçici olarak bilincini kaybetmesi durumudur. Genellikle ani bir düşme ve kısa süreli bilinç kaybıyla kendini gösterir; sıcak hava, açlık, korku ve…

fancy

hayal etmek, düşlemek

Fiiller

Fancy kelimesi, bir şeyi arzulamak veya zihinde canlandırmak anlamında kullanılan bir fiildir. Genellikle gerçekleşmesi pek mümkün olmayan ya da anlık bir isteği ifade eder. Bu kullanımda, kişinin bir…