upset

//ʌpˈsɛt//

Fiiller
B2

Çeviri

bozmak, altüst etmek

Tanım

Upset fiili, bir planı, düzeni, dengeyi veya beklenen durumu bozmak, karıştırmak veya işleyişini aksatmak anlamına gelir. Genellikle olumsuz bir sonuç doğuran, beklenmedik bir şekilde müdahale etmeyi ifade eder. Örneğin, bir toplantının programını bozmak, mideyi bulandırmak veya bir takımın oyun düzenini altüst etmek gibi kullanımları vardır. Bu anlamda, fiziksel veya soyut sistemlerdeki normal akışı kesintiye uğratma fikri öne çıkar.

Örnek

  • The sudden rain upset our plans for a picnic.

    Ani yağmur piknik planlarımızı bozdu.

  • Eating too much junk food can easily upset your stomach.

    Çok fazla abur cubur yemek mideni kolayca bozabilir.

  • The new evidence could upset the entire legal case.

    Yeni delil tüm davayı altüst edebilir.

  • A single mistake upset the delicate balance of the ecosystem.

    Tek bir hata, ekosistemin hassas dengesini bozdu.

  • The underdog team upset the champions with a surprising victory.

    Gözde olmayan takım, şampiyonları şaşırtıcı bir galibiyetle altüst etti.

  • Please don't upset the arrangement of papers on my desk.

    Lütfen masamdaki kağıtların düzenini bozma.

  • The economic sanctions are meant to upset the country's trade.

    Ekonomik yaptırımlar, ülkenin ticaretini bozmak içindir.

  • Her unexpected resignation upset the company's project timeline.

    Onun beklenmedik istifası, şirketin proje zaman çizelgesini altüst etti.

  • Strong winds upset the small boat, causing it to capsize.

    Şiddetli rüzgarlar küçük tekneyi altüst ederek alabora olmasına neden oldu.

  • The scandal has the potential to upset the upcoming elections.

    Skandal, yaklaşan seçimleri bozma potansiyeline sahip.

Eş anlamlılar

karıştırmak
aksatmak
sarsmak

Diğer anlamlar

  • B1
    üzgün, keyfi kaçmış (duygusal durum)Bu anlama git
  • B2
    bozmak, altüst etmek (fiil)(bu sayfa)
  • C1
    beklenmedik yenilgi, şaşırtıcı sonuç (isim)Bu anlama git

İlgili kelimeler

retreat

geri çekilmek

Fiiller

Bir yerden veya durumdan uzaklaşmak, geri çekilmek; özellikle bir tehdit, tehlike veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için. Ayrıca, inzivaya çekilmek, sessiz ve huzurlu bir yere gitmek anlamında…

govern

yönetmek

Fiiller

Bir ülkeyi, kurumu, organizasyonu veya süreci idare etmek, yönlendirmek ve kontrol etmek. Kurallar koymak, kararlar almak ve bir sistemin işleyişinden sorumlu olmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin d…

insure

sigortalamak

Fiiller

Bir şeyin (mal, mülk, hayat, sağlık vb.) olası bir risk, zarar veya kayba karşı güvence altına alınması için bir sigorta şirketiyle anlaşma yapmak, poliçe düzenlemek. Ayrıca, bir şeyi garanti altına a…

accuse

suçlamak

Fiiller

Bir kişiyi bir suç veya yanlış bir eylem işlemekle itham etmek, onu bir kabahatle suçlu olarak göstermek. Resmi bir suçlama veya günlük konuşmada birini bir şeyden sorumlu tutmak anlamında kullanılır.

adapt

uyum sağlamak, adapte olmak

Fiiller

Bir şeyi yeni koşullara, durumlara veya ortamlara göre değiştirmek, ayarlamak veya kendini bu yeni şartlara alıştırmak. Bu süreç fiziksel, davranışsal veya zihinsel bir değişimi içerebilir.

alter

değiştirmek

Fiiller

Bir şeyin durumunu, biçimini, içeriğini veya görünümünü farklı bir hale getirmek, başka türlü yapmak. Genellikle küçük veya orta ölçekli değişiklikler için kullanılır, tamamen yeniden yapmaktan ziyade…

appoint

atamak

Fiiller

Bir kişiyi resmi olarak bir göreve, pozisyona veya işe getirmek; bir görev için seçmek ve tayin etmek. Ayrıca, bir toplantı veya randevu için zaman ve yer belirlemek anlamında da kullanılabilir.

assume

varsaymak, farz etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmadan kabul etmek veya bir durumun gerçekleşeceğini düşünerek hareket etmek. Ayrıca, bir rolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamında da kullanılır.

assure

temin etmek, garanti etmek

Fiiller

Bir şeyin kesinlikle olacağına veya doğru olduğuna dair güvence vermek, söz vermek veya bir durumu garanti altına almak anlamına gelir. Bir kişiyi endişelerinden kurtarmak için güven vermek için de ku…

bind

bağlamak

Fiiller

Bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak sabitlemek, tutturmak veya bir arada tutmak için kullanılan fiil. Ayrıca, bir sözleşme veya yasal yükümlülük altına sokmak, mecazen bir duruma veya duyguya haps…