upset

//ʌpˈsɛt//

Sıfatlar
B1

Çeviri

üzgün

Tanım

Upset, bir kişinin üzüntü, hayal kırıklığı veya moral bozukluğu içinde olduğu duygusal durumu ifade eder. Genellikle olumsuz bir olay veya haber karşısında hissedilen içsel bir sıkıntı ve keyifsizlik halidir. Bu kullanımda, fiziksel bir rahatsızlıktan ziyade duygusal bir durumu anlatır. Günlük konuşmada ve yazıda sıkça rastlanır.

Örnek

  • She was very upset when she heard the bad news.

    Kötü haberi duyduğunda çok üzgündü.

  • He looked upset after the argument with his friend.

    Arkadaşıyla tartıştıktan sonra üzgün görünüyordu.

  • Don't be upset; it was just a small mistake.

    Üzülme; bu sadece küçük bir hataydı.

  • The child was upset because he lost his favorite toy.

    Çocuk, en sevdiği oyuncağını kaybettiği için üzgündü.

  • I could tell she was upset by the tone of her voice.

    Ses tonundan onun üzgün olduğunu anlayabiliyordum.

  • It upsets me to see you so unhappy.

    Seni bu kadar mutsuz görmek beni üzüyor.

  • They were visibly upset about the cancelled trip.

    İptal edilen gezi hakkında görünür şekilde üzgünlerdi.

  • Why are you so upset? Did something happen at school?

    Neden bu kadar üzgünsün? Okulda bir şey mi oldu?

  • She tried to hide it, but I knew she was upset.

    Saklamaya çalıştı ama onun üzgün olduğunu biliyordum.

  • He gets upset easily when things don't go as planned.

    İşler planlandığı gibi gitmediğinde kolayca üzülür.

Eş anlamlılar

mutsuz
kederli
moral bozuk

Diğer anlamlar

  • B1
    üzgün, keyfi kaçmış (duygusal durum)(bu sayfa)
  • B2
    bozmak, altüst etmek (fiil)Bu anlama git
  • C1
    beklenmedik yenilgi, şaşırtıcı sonuç (isim)Bu anlama git

İlgili kelimeler

aware

farkında

Sıfatlar

Bir şeyin veya bir durumun bilincinde olma, haberdar olma durumu. Bir olay, gerçek veya duygu hakkında bilgi sahibi olmak anlamına gelir.

minor

küçük, ikincil, azınlık

Sıfatlar

Bir şeyin daha az önemli, daha az büyük veya daha az ciddi olduğunu ifade eder. Birincil olana kıyasla ikincil konumda olan, önemsiz veya hafif. Ayrıca, yasal olarak reşit olmayan kişi (küçük) veya nü…

absolute

mutlak, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin koşulsuz, sınırsız, tartışmasız veya tam anlamıyla var olduğunu ifade eder. Hiçbir şarta bağlı olmayan, nihai, tam ve eksiksiz olan şeyleri niteler. Felsefe, matematik ve günlük dilde yaygın…

actual

gerçek, fiili

Sıfatlar

Bir şeyin görünen, varsayılan veya planlanan durumunun aksine, somut, mevcut ve doğrulanabilir olan halini ifade eder. 'Actual' kelimesi, gerçekleşmiş, var olan veya ölçülebilir olanı vurgular ve gene…

ashamed

utanmış

Sıfatlar

Bir eylem, durum veya kişiyle ilişkilendirilmekten dolayı suçluluk, mahcubiyet veya onursuzluk duygusu hissetmek. Genellikle yapılan veya yapılamayan bir şeyden, birinin davranışından veya bir durumda…

certain

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüphe veya değişiklik kabul etmeyen, mutlak olan; özel olarak tanımlanmış veya belirlenmiş olan; güvenilir, emin.

definite

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve net olan; tam olarak tanımlanmış veya sınırları çizilmiş; kuşku veya belirsizlik içermeyen. Bir şeyin varlığı, doğası veya özellikleri konusunda netlik ifade ede…

exact

tam, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin tam olarak doğru, hatasız, birebir uygun veya belirli bir şeyle aynı olduğunu ifade eder. Bir miktar, ölçü, zaman veya tanımın hiçbir sapma olmadan doğruluğunu vurgular.

fortunate

şanslı

Sıfatlar

İyi şansa sahip olan, talihi yaver giden, olumlu bir durum veya sonuçla karşılaşan kişi veya durumu ifade eder. Genellikle beklenmedik veya arzu edilen bir iyilikten yararlanma durumunu belirtmek için…

general

genel

Sıfatlar

Belirli bir şeye veya kişiye özgü olmayan, bütünü veya çoğunluğu kapsayan, yaygın, ortak olan. Ayrıca, askeri rütbelerde kullanılan bir unvanı da ifade edebilir.