sore
//sɔːr//
Çeviri
kırgın, gücenmiş
Tanım
Sore, bir kişinin incinmiş, alınmış veya gücenmiş duygusal durumunu ifade eder. Bu anlamda, genellikle bir hayal kırıklığı, haksızlık veya reddedilme sonucu oluşan içerleme hissini tanımlar. Kullanımı daha çok 'sore about/over something' (bir şeyden dolayı kırgın olmak) veya 'sore loser' (kaybedince küsen/kırılan kişi) gibi ifadelerle görülür. Bu duygusal anlam, fiziksel ağrı veya acı anlamlarından farklıdır ve genellikle kişilerarası ilişkiler bağlamında kullanılır.
Örnek
“She's still sore about not being invited to the party.”
Partiye davet edilmediği için hâlâ kırgın.
“He was a sore loser and refused to shake hands after the match.”
O, kaybedince küsen biriydi ve maçtan sonra el sıkışmayı reddetti.
“Don't be sore; I was only joking.”
Gücenme, sadece şaka yapıyordum.
“He's feeling sore because his idea was rejected in the meeting.”
Fikri toplantıda reddedildiği için kendini kırgın hissediyor.
“There's no point in getting sore over a simple misunderstanding.”
Basit bir yanlış anlama yüzünden gücenmenin bir anlamı yok.
“She gave him a sore look after he forgot their anniversary.”
O, yıldönümlerini unuttuktan sonra ona kırgın bir bakış attı.
“I know you're sore at me, but can we talk about it?”
Bana kırgın olduğunu biliyorum, ama bunun hakkında konuşabilir miyiz?
“His comments left her feeling hurt and sore.”
Onun yorumları onu incinmiş ve kırgın hissettirdi.
“It's been a week, and he's still sore over the argument.”
Bir hafta oldu ve o hâlâ tartışma yüzünden gücenmiş durumda.
“She tried to hide how sore she was about being overlooked for the promotion.”
Terfide göz ardı edilmesine ne kadar içerlediğini gizlemeye çalıştı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1ağrılı, acıyan (fiziksel)Bu anlama git
- B2kırgın, gücenmiş (duygusal)(bu sayfa)