sore

//sɔːr//

Sıfatlar
B2

Çeviri

kırgın, gücenmiş

Tanım

Sore, bir kişinin incinmiş, alınmış veya gücenmiş duygusal durumunu ifade eder. Bu anlamda, genellikle bir hayal kırıklığı, haksızlık veya reddedilme sonucu oluşan içerleme hissini tanımlar. Kullanımı daha çok 'sore about/over something' (bir şeyden dolayı kırgın olmak) veya 'sore loser' (kaybedince küsen/kırılan kişi) gibi ifadelerle görülür. Bu duygusal anlam, fiziksel ağrı veya acı anlamlarından farklıdır ve genellikle kişilerarası ilişkiler bağlamında kullanılır.

Örnek

  • She's still sore about not being invited to the party.

    Partiye davet edilmediği için hâlâ kırgın.

  • He was a sore loser and refused to shake hands after the match.

    O, kaybedince küsen biriydi ve maçtan sonra el sıkışmayı reddetti.

  • Don't be sore; I was only joking.

    Gücenme, sadece şaka yapıyordum.

  • He's feeling sore because his idea was rejected in the meeting.

    Fikri toplantıda reddedildiği için kendini kırgın hissediyor.

  • There's no point in getting sore over a simple misunderstanding.

    Basit bir yanlış anlama yüzünden gücenmenin bir anlamı yok.

  • She gave him a sore look after he forgot their anniversary.

    O, yıldönümlerini unuttuktan sonra ona kırgın bir bakış attı.

  • I know you're sore at me, but can we talk about it?

    Bana kırgın olduğunu biliyorum, ama bunun hakkında konuşabilir miyiz?

  • His comments left her feeling hurt and sore.

    Onun yorumları onu incinmiş ve kırgın hissettirdi.

  • It's been a week, and he's still sore over the argument.

    Bir hafta oldu ve o hâlâ tartışma yüzünden gücenmiş durumda.

  • She tried to hide how sore she was about being overlooked for the promotion.

    Terfide göz ardı edilmesine ne kadar içerlediğini gizlemeye çalıştı.

Eş anlamlılar

incinmiş
içerlemiş
alınmış
küskün

Diğer anlamlar

  • B1
    ağrılı, acıyan (fiziksel)Bu anlama git
  • B2
    kırgın, gücenmiş (duygusal)(bu sayfa)

İlgili kelimeler

reckless

düşüncesiz

Sıfatlar

Sonuçlarını düşünmeden, pervasızca ve aşırı riskli davranan; dikkatsiz, tedbirsiz ve umursamaz bir tavır sergileyen.

apparent

açık, belirgin, görünür

Sıfatlar

Gözle görülebilen, kolayca fark edilebilen veya anlaşılabilen; gerçekte öyle olmasa bile dışarıdan öyle görünen durumları ifade eder. Hem 'görünürdeki' hem de 'besbelli, ortada olan' anlamlarında kull…

capable

yetenekli, kabiliyetli

Sıfatlar

Bir işi yapabilecek bilgiye, beceriye veya güce sahip olan; bir şeyi başarabilme potansiyeli taşıyan. Hem doğuştan gelen hem de sonradan kazanılmış becerileri ifade etmek için kullanılır.

royal

muhteşem, görkemli

Sıfatlar

'Royal' sıfatı, bir şeyin olağanüstü ihtişam, büyüklük veya etkileyici bir görünüme sahip olduğunu ifade etmek için mecazi olarak kullanılır. Bu kullanım, gerçek anlamdaki kraliyetle ilgili olmaktan z…

select

seçkin

Sıfatlar

'Select' kelimesi, bir grup veya tür içinden özenle seçilmiş, kalitesi veya niteliği yüksek olan şeyleri veya kişileri tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Bu kullanım, genellikle özel, ayrıcalıkl…

senior

son sınıf öğrencisi

İsimler

Senior, bir lise veya üniversitede eğitiminin son yılında olan öğrenciyi ifade eder. Bu terim, genellikle dört yıllık bir programın dördüncü yılındaki öğrenciler için kullanılır. Örneğin, bir lisede 1…

sharp

diyez

İsimler

Müzikte, bir notanın ses yüksekliğini yarım ton yükselten işaret veya semboldür. Notanın solfej adının sonuna 'diyez' kelimesi eklenerek (örneğin, 'fa diyez') veya notanın önüne # sembolü konularak gö…

smooth

sorunsuz, problemsiz

Sıfatlar

Smooth, bir işlemin, sürecin veya etkileşimin hiçbir engel, zorluk veya kesinti olmadan kolayca ve zahmetsizce ilerlediğini ifade eder. Bu anlamda, bir şeyin akıcı, uyumlu ve rahat bir şekilde gerçekl…

solid

tamamen dolu

Sıfatlar

Solid, bir alanın, zaman diliminin veya kapasitenin tamamının kullanıldığını, boş yer kalmadığını ifade eder. Bu kullanım, özellikle programların, takvimlerin veya fiziksel mekanların yoğunluğunu beli…

spare

bağışlamak, öldürmekten vazgeçmek

Fiiller

Spare fiili, bu bağlamda, birinin hayatını sona erdirmekten vazgeçmek, öldürmemek veya cezalandırmamak anlamına gelir. Genellikle bir otorite figürünün (bir hükümdar, komutan veya galip tarafın) yenil…