sore
//sɔːr//
Çeviri
ağrıyan
Tanım
Sore, fiziksel bir acı veya rahatsızlık hissi veren, genellikle bir kas, eklem veya vücut bölgesini tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Bu durum, aşırı kullanım, zorlama, küçük bir yaralanma veya iltihaplanma sonucu ortaya çıkabilir. Günlük konuşmada, özellikle egzersiz sonrası veya soğuk algınlığı gibi durumlarda sıkça kullanılır. Ağrı genellikle sızı şeklindedir ve dokunmakla veya hareket ettirmekle artabilir.
Örnek
“My legs are sore from yesterday's long hike.”
Dünkü uzun yürüyüşten dolayı bacaklarım ağrıyor.
“She has a sore throat and can't speak properly.”
Boğazı ağrıyor ve düzgün konuşamıyor.
“After the gym session, his arms were incredibly sore.”
Spor salonundaki antrenmandan sonra kolları inanılmaz derecede ağrıdı.
“I woke up with a sore back this morning.”
Bu sabah sırtım ağrıyarak uyandım.
“The injection site is still a bit sore.”
Enjeksiyon yapılan yer hâlâ biraz ağrılı.
“His muscles were sore for days after the marathon.”
Maratondan sonra kasları günlerce ağrıdı.
“Be careful, that bruise looks sore.”
Dikkat et, o çürük ağrıyor gibi görünüyor.
“My feet are sore from walking in these new shoes.”
Bu yeni ayakkabılarla yürümekten ayaklarım ağrıdı.
“The patient complained of a sore shoulder.”
Hasta, ağrıyan bir omuzdan şikayet etti.
“If your neck is sore, try some gentle stretches.”
Boynun ağrıyorsa, biraz hafif esneme hareketleri dene.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1ağrılı, acıyan (fiziksel)(bu sayfa)
- B2kırgın, gücenmiş (duygusal)Bu anlama git