sharp

//ʃɑːrp//

İsimler
B2

Çeviri

diyez

Tanım

Müzikte, bir notanın ses yüksekliğini yarım ton yükselten işaret veya semboldür. Notanın solfej adının sonuna 'diyez' kelimesi eklenerek (örneğin, 'fa diyez') veya notanın önüne # sembolü konularak gösterilir. Bu işaret, bir eserin içinde geçici olarak kullanılabileceği gibi, eserin başındaki anahtardan sonra yazılarak tonun (makamın) belirlenmesinde de rol oynar. Diyez işareti, notanın sesini yükseltir ve genellikle klasik batı müziği notasyonunda kullanılır.

Örnek

  • The key signature has three sharps: F#, C#, and G#.

    Ton imzasında üç diyez var: Fa diyez, Do diyez ve Sol diyez.

  • Can you play a C sharp on the piano?

    Piyanoda bir Do diyez çalabilir misin?

  • The melody modulates to a key with four sharps.

    Melodi, dört diyezli bir tona modüle oluyor.

  • In this bar, the F is marked with a sharp accidental.

    Bu ölçüde, Fa notasına geçici bir diyez işareti konmuş.

  • The piece is written in the key of D major, which has two sharps.

    Parça, iki diyezi olan Re majör tonunda yazılmış.

  • She forgot to play the sharp, so the note sounded flat.

    Diyezi çalmayı unuttu, bu yüzden nota pes (bemol) gibi duyuldu.

  • The guitarist tuned the string to E sharp for that unusual chord.

    Gitarist, o alışılmadık akor için teli Mi diyez olarak akort etti.

  • Look at the clef; the sharps at the beginning define the scale.

    Anahtara bak; baştaki diyezler gamı tanımlıyor.

  • A double sharp raises the pitch of a note by a whole tone.

    Çift diyez, bir notanın ses yüksekliğini bir tam ton yükseltir.

  • The composer used a sudden C sharp to create tension.

    Bestekar, gerilim yaratmak için ani bir Do diyez kullandı.

Eş anlamlılar

# işareti

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

alliance

ittifak

İsimler

İki veya daha fazla tarafın ortak bir amaç, hedef veya çıkar için resmi olarak anlaşarak kurduğu birlik, müttefiklik. Genellikle siyasi, askeri veya ticari alanlarda, güçlerini birleştirmek ve dayanış…

liberation

kurtuluş

İsimler

Bir baskı, zorluk, sınırlama veya kontrol altındaki durumdan özgürleşme, serbest kalma eylemi veya durumu. Genellikle politik, sosyal, kişisel veya ruhsal bağlamlarda kullanılır.

culprit

suçlu

İsimler

Bir suçun, kabahatin veya bir sorunun nedeni olan kişi veya şey. Genellikle bir yanlışlık, hata veya olumsuz bir durumdan sorumlu olanı ifade eder.

awareness

farkındalık

İsimler

Bir şeyin veya bir durumun bilincinde olma, onu anlama, idrak etme durumu. Kişinin kendisi, çevresi veya belirli konular hakkında bilgi sahibi olması ve bu bilgiyi anlamlandırması anlamına gelir.

concern

endişe, kaygı, ilgi

İsimler

Bir şey hakkında duyulan korku, üzüntü veya tedirginlik hissi; aynı zamanda bir kişi, konu veya faaliyete gösterilen önem veya ilgi anlamına da gelir. Resmi bağlamlarda, bir şirket veya kuruluşu ifade…

honour

onur

İsimler

Bir kişinin veya grubun sahip olduğu, saygı duyulmasını ve değer verilmesini sağlayan ahlaki ve sosyal değerler bütünü. Kişinin kendisine, ailesine, ülkesine veya yaptığı işe duyduğu saygı ve gurur an…

ace

as

İsimler

İngilizce'de 'ace' kelimesi, bir konuda çok başarılı olan, uzman veya üstün niteliklere sahip kişiyi tanımlamak için kullanılan bir isim veya sıfattır. Özellikle spor (tenis servisi, golf vuruşu) ve h…

affair

ilişki, mesele, olay

İsimler

Bu kelimenin birkaç anlamı vardır. En yaygın kullanımı, genellikle gizli veya yasak bir romantik veya cinsel ilişkiyi ifade eder. Ayrıca, belirli bir konu, iş, durum veya olayı tanımlamak için de kull…

aid

yardım

İsimler

Bir kişiye, gruba veya ülkeye ihtiyaç duyduğu bir şeyi sağlamak veya bir zorluğu aşmasına katkıda bulunmak amacıyla verilen destek, hizmet veya kaynak. Bu destek maddi (para, malzeme), fiziksel (emek)…

appeal

çekicilik, başvuru, temyiz

İsimler

'Appeal' kelimesi, bir şeyin hoşa gitme, ilgi çekme veya beğeni kazanma niteliğini ifade eder. Ayrıca, resmi bir makama yapılan yalvarma, ricada bulunma veya bir karara itiraz etme anlamına da gelir.…