sharp

//ʃɑːrp//

Sıfatlar
B1

Çeviri

zeki, keskin

Tanım

Sharp, zihinsel yeteneklerle ilgili olarak, hızlı anlayan, çabuk kavrayan ve akıllı anlamına gelir. Bu kullanımda, bir kişinin zihninin hızlı çalıştığını, detayları kolayca fark ettiğini veya karmaşık konuları çabuk öğrendiğini ifade eder. Keskin bir zekâya sahip olmak, pratik çözümler üretebilmek ve olayları hızlı analiz edebilmekle ilişkilidir. Günlük ve resmi bağlamlarda yaygın olarak kullanılan bir sıfattır.

Örnek

  • She is a very sharp student who always asks insightful questions.

    O, her zaman derinlemesine sorular soran çok zeki bir öğrencidir.

  • You need to be sharp to solve this puzzle quickly.

    Bu bulmacayı hızlıca çözmek için zeki olman gerekir.

  • His sharp mind helped him succeed in the business world.

    Onun keskin zekâsı, iş dünyasında başarılı olmasına yardım etti.

  • The lawyer was sharp during the cross-examination.

    Avukat, çapraz sorgu sırasında çok zekiydi.

  • Even as a child, she was known for her sharp wit.

    Daha çocukken bile, keskin zekâsıyla tanınırdı.

  • To be a good detective, you must have sharp observation skills.

    İyi bir dedektif olmak için, keskin gözlem becerilerine sahip olmalısın.

  • He made a sharp analysis of the current economic situation.

    Mevcut ekonomik durumun zekice bir analizini yaptı.

  • My grandfather is still sharp and remembers everything clearly.

    Büyükbabam hâlâ zeki ve her şeyi net bir şekilde hatırlıyor.

  • The quiz show is looking for sharp contestants.

    Bilgi yarışması, zeki yarışmacılar arıyor.

  • Her sharp reply left everyone speechless.

    Onun zekice cevabı herkesi sessizliğe boğdu.

Eş anlamlılar

akıllı
parlak
kavrayışlı
uyanık

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

aware

farkında

Sıfatlar

Bir şeyin veya bir durumun bilincinde olma, haberdar olma durumu. Bir olay, gerçek veya duygu hakkında bilgi sahibi olmak anlamına gelir.

minor

küçük, ikincil, azınlık

Sıfatlar

Bir şeyin daha az önemli, daha az büyük veya daha az ciddi olduğunu ifade eder. Birincil olana kıyasla ikincil konumda olan, önemsiz veya hafif. Ayrıca, yasal olarak reşit olmayan kişi (küçük) veya nü…

absolute

mutlak, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin koşulsuz, sınırsız, tartışmasız veya tam anlamıyla var olduğunu ifade eder. Hiçbir şarta bağlı olmayan, nihai, tam ve eksiksiz olan şeyleri niteler. Felsefe, matematik ve günlük dilde yaygın…

actual

gerçek, fiili

Sıfatlar

Bir şeyin görünen, varsayılan veya planlanan durumunun aksine, somut, mevcut ve doğrulanabilir olan halini ifade eder. 'Actual' kelimesi, gerçekleşmiş, var olan veya ölçülebilir olanı vurgular ve gene…

ashamed

utanmış

Sıfatlar

Bir eylem, durum veya kişiyle ilişkilendirilmekten dolayı suçluluk, mahcubiyet veya onursuzluk duygusu hissetmek. Genellikle yapılan veya yapılamayan bir şeyden, birinin davranışından veya bir durumda…

certain

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüphe veya değişiklik kabul etmeyen, mutlak olan; özel olarak tanımlanmış veya belirlenmiş olan; güvenilir, emin.

definite

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve net olan; tam olarak tanımlanmış veya sınırları çizilmiş; kuşku veya belirsizlik içermeyen. Bir şeyin varlığı, doğası veya özellikleri konusunda netlik ifade ede…

exact

tam, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin tam olarak doğru, hatasız, birebir uygun veya belirli bir şeyle aynı olduğunu ifade eder. Bir miktar, ölçü, zaman veya tanımın hiçbir sapma olmadan doğruluğunu vurgular.

fortunate

şanslı

Sıfatlar

İyi şansa sahip olan, talihi yaver giden, olumlu bir durum veya sonuçla karşılaşan kişi veya durumu ifade eder. Genellikle beklenmedik veya arzu edilen bir iyilikten yararlanma durumunu belirtmek için…

general

genel

Sıfatlar

Belirli bir şeye veya kişiye özgü olmayan, bütünü veya çoğunluğu kapsayan, yaygın, ortak olan. Ayrıca, askeri rütbelerde kullanılan bir unvanı da ifade edebilir.