screen
//skriːn//
Çeviri
perde
Tanım
Screen kelimesi, sinemada filmlerin gösterildiği büyük, genellikle beyaz yüzeyi ifade eder. Bu anlamıyla, bir sinema salonunun veya açık hava sinemasının temel bileşenidir. Görüntülerin yansıtıldığı bu yüzey, izleyicilerin filmi deneyimlemesini sağlar. Kullanımı genellikle sinema, gösterim ve eğlence bağlamlarıyla sınırlıdır.
Örnek
“The curtains opened, and the movie started on the giant screen.”
Perdeler açıldı ve film dev ekranda başladı.
“We watched the classic film on an outdoor screen under the stars.”
Klasik filmi yıldızların altında bir açık hava perdesinde izledik.
“The new cinema has the largest screen in the city.”
Yeni sinemanın şehirdeki en büyük perdesi var.
“He sat in the front row, very close to the screen.”
Ön sırada, perdeye çok yakın oturdu.
“The image quality on this screen is incredibly sharp.”
Bu perdedeki görüntü kalitesi inanılmaz derecede net.
“During the festival, they set up a temporary screen in the park.”
Festival sırasında parka geçici bir perde kurdular.
“The director's cut was premiered on a special IMAX screen.”
Yönetmenin kesimi özel bir IMAX perdesinde prömiyer yaptı.
“Everyone's eyes were fixed on the screen as the climax approached.”
Doruk noktası yaklaşırken herkesin gözleri perdeye dikilmişti.
“They projected the silent movie onto a simple white screen.”
Sessiz filmi basit bir beyaz perdeye yansıttılar.
“A tear appeared on the screen, interrupting the film briefly.”
Perdede bir yırtık oluştu ve filmi kısa süreliğine kesti.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A1ekran (TV, bilgisayar, telefon)Bu anlama git
- B1perde, bölmeBu anlama git
- B2film perdesi, sinema(bu sayfa)
- B2taramak, kontrol etmek (fiil)Bu anlama git
- C1eleme, elemek (fiil)Bu anlama git