screen

//skriːn//

İsimler
B2

Çeviri

perde

Tanım

Screen kelimesi, sinemada filmlerin gösterildiği büyük, genellikle beyaz yüzeyi ifade eder. Bu anlamıyla, bir sinema salonunun veya açık hava sinemasının temel bileşenidir. Görüntülerin yansıtıldığı bu yüzey, izleyicilerin filmi deneyimlemesini sağlar. Kullanımı genellikle sinema, gösterim ve eğlence bağlamlarıyla sınırlıdır.

Örnek

  • The curtains opened, and the movie started on the giant screen.

    Perdeler açıldı ve film dev ekranda başladı.

  • We watched the classic film on an outdoor screen under the stars.

    Klasik filmi yıldızların altında bir açık hava perdesinde izledik.

  • The new cinema has the largest screen in the city.

    Yeni sinemanın şehirdeki en büyük perdesi var.

  • He sat in the front row, very close to the screen.

    Ön sırada, perdeye çok yakın oturdu.

  • The image quality on this screen is incredibly sharp.

    Bu perdedeki görüntü kalitesi inanılmaz derecede net.

  • During the festival, they set up a temporary screen in the park.

    Festival sırasında parka geçici bir perde kurdular.

  • The director's cut was premiered on a special IMAX screen.

    Yönetmenin kesimi özel bir IMAX perdesinde prömiyer yaptı.

  • Everyone's eyes were fixed on the screen as the climax approached.

    Doruk noktası yaklaşırken herkesin gözleri perdeye dikilmişti.

  • They projected the silent movie onto a simple white screen.

    Sessiz filmi basit bir beyaz perdeye yansıttılar.

  • A tear appeared on the screen, interrupting the film briefly.

    Perdede bir yırtık oluştu ve filmi kısa süreliğine kesti.

Eş anlamlılar

sinema perdesi
projeksiyon perdesi

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

alliance

ittifak

İsimler

İki veya daha fazla tarafın ortak bir amaç, hedef veya çıkar için resmi olarak anlaşarak kurduğu birlik, müttefiklik. Genellikle siyasi, askeri veya ticari alanlarda, güçlerini birleştirmek ve dayanış…

liberation

kurtuluş

İsimler

Bir baskı, zorluk, sınırlama veya kontrol altındaki durumdan özgürleşme, serbest kalma eylemi veya durumu. Genellikle politik, sosyal, kişisel veya ruhsal bağlamlarda kullanılır.

culprit

suçlu

İsimler

Bir suçun, kabahatin veya bir sorunun nedeni olan kişi veya şey. Genellikle bir yanlışlık, hata veya olumsuz bir durumdan sorumlu olanı ifade eder.

awareness

farkındalık

İsimler

Bir şeyin veya bir durumun bilincinde olma, onu anlama, idrak etme durumu. Kişinin kendisi, çevresi veya belirli konular hakkında bilgi sahibi olması ve bu bilgiyi anlamlandırması anlamına gelir.

concern

endişe, kaygı, ilgi

İsimler

Bir şey hakkında duyulan korku, üzüntü veya tedirginlik hissi; aynı zamanda bir kişi, konu veya faaliyete gösterilen önem veya ilgi anlamına da gelir. Resmi bağlamlarda, bir şirket veya kuruluşu ifade…

honour

onur

İsimler

Bir kişinin veya grubun sahip olduğu, saygı duyulmasını ve değer verilmesini sağlayan ahlaki ve sosyal değerler bütünü. Kişinin kendisine, ailesine, ülkesine veya yaptığı işe duyduğu saygı ve gurur an…

ace

as

İsimler

İngilizce'de 'ace' kelimesi, bir konuda çok başarılı olan, uzman veya üstün niteliklere sahip kişiyi tanımlamak için kullanılan bir isim veya sıfattır. Özellikle spor (tenis servisi, golf vuruşu) ve h…

affair

ilişki, mesele, olay

İsimler

Bu kelimenin birkaç anlamı vardır. En yaygın kullanımı, genellikle gizli veya yasak bir romantik veya cinsel ilişkiyi ifade eder. Ayrıca, belirli bir konu, iş, durum veya olayı tanımlamak için de kull…

aid

yardım

İsimler

Bir kişiye, gruba veya ülkeye ihtiyaç duyduğu bir şeyi sağlamak veya bir zorluğu aşmasına katkıda bulunmak amacıyla verilen destek, hizmet veya kaynak. Bu destek maddi (para, malzeme), fiziksel (emek)…

appeal

çekicilik, başvuru, temyiz

İsimler

'Appeal' kelimesi, bir şeyin hoşa gitme, ilgi çekme veya beğeni kazanma niteliğini ifade eder. Ayrıca, resmi bir makama yapılan yalvarma, ricada bulunma veya bir karara itiraz etme anlamına da gelir.…