roar
//rɔːr//
Çeviri
kükreme, gürleme
Tanım
Roar, bir insanın, kalabalığın veya rüzgar gibi doğa güçlerinin çıkardığı yüksek sesli, güçlü ve genellikle uzun süreli bir sesi ifade eder. İnsanlar için öfke, acı veya coşkunun dışa vurumu olan bir bağırışı; kalabalıklar için yüksek sesli ve birleşik bir tezahüratı; rüzgar için ise şiddetli ve uğultulu bir sesi tanımlar. Bu kullanım, aslan gibi hayvanların sesinden ziyade, insan ve doğa kaynaklı gürültüye odaklanır.
Örnek
“The angry protester began to roar at the police officers.”
Öfkeli protestocu polis memurlarına bağırmaya başladı.
“A roar of approval erupted from the crowd when the goal was scored.”
Gol atıldığında kalabalıktan onaylayıcı bir gürleme yükseldi.
“The wind roared through the narrow mountain pass all night.”
Rüzgar bütün gece dar dağ geçidinde gürledi.
“He roared in pain when he accidentally hit his thumb with the hammer.”
Çekici yanlışlıkla başparmağına vurduğunda acı içinde kükredi.
“The audience roared with laughter at the comedian's joke.”
Seyirciler komedyenin şakasına kahkahalarla gürledi.
“During the storm, the sea roared against the cliffs.”
Fırtına sırasında deniz kayalıklara karşı gürledi.
“The fans roared their team's name in unison, creating an intimidating atmosphere.”
Taraftarlar tek bir ağızdan takımlarının adını haykırarak korkutucu bir atmosfer yarattı.
“She couldn't hear him over the roar of the machinery in the factory.”
Fabrikadaki makinelerin gürültüsü yüzünden onu duyamadı.
“The engine roared to life as he turned the key.”
O anahtarı çevirirken motor gürleyerek çalıştı.
“A sudden roar from the street made everyone in the cafe look out the window.”
Sokaktan gelen ani bir gürleme, kafedeki herkesi pencereye bakmaya sevk etti.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1kükreme (aslan, motor)Bu anlama git
- B2bağırma, gürleme (insan, kalabalık, rüzgar)(bu sayfa)