roar
//rɔːr//
Çeviri
kükreme
Tanım
Roar, genellikle aslan gibi büyük hayvanların veya güçlü bir motorun çıkardığı yüksek, gürültülü ve derin bir sesi ifade eder. Bu ses, genellikle güç, vahşilik veya yoğun enerji ile ilişkilendirilir. Hayvanlar için bir tehdit, bölge savunması veya iletişim aracı olabilirken, motorlar ve makineler için ise yüksek devirde çalışmanın doğal bir sonucudur. Kullanımı hem gerçek hem de mecazi anlamda yaygındır; örneğin, bir kalabalığın veya fırtınanın sesini betimlemek için de kullanılabilir.
Örnek
“The lion's roar echoed across the savanna.”
Aslanın kükremesi savan boyunca yankılandı.
“The engine began to roar as the car accelerated.”
Araba hızlandıkça motor kükremeye başladı.
“We could hear the roar of the waterfall from a distance.”
Şelalenin kükremesini uzaktan duyabiliyorduk.
“The crowd's roar filled the stadium after the winning goal.”
Kazanan golün ardından kalabalığın kükremesi stadyumu doldurdu.
“The motorcycle roared past us on the highway.”
Motosiklet otoyolda yanımızdan kükreyerek geçti.
“In the jungle at night, the roar of a tiger is a terrifying sound.”
Gece ormanda, bir kaplanın kükremesi korkunç bir sestir.
“The old airplane's engines roared to life before takeoff.”
Eski uçağın motorları kalkıştan önce kükreyerek hayata döndü.
“The roar of the thunder was so loud it shook the windows.”
Gök gürültüsünün kükremesi o kadar gürültülüydü ki camları salladı.
“He revved the engine, and it roared powerfully.”
Motoru gaza bastı ve o güçlü bir şekilde kükredi.
“The roar of the jet fighters overhead was deafening.”
Yukarıdaki jet savaş uçaklarının kükremesi sağır ediciydi.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1kükreme (aslan, motor)(bu sayfa)
- B2bağırma, gürleme (insan, kalabalık, rüzgar)Bu anlama git