pure

//pjʊər//

Sıfatlar
B2

Çeviri

tamamen, sadece, salt

Tanım

Pure, bir şeyin başka hiçbir şeyle karışmamış, yalnızca kendisinden oluştuğunu vurgulamak için kullanılan bir sıfattır. Bu kullanımda, bir durumun, duygunun veya eylemin tek ve saf bir nedene, amaca veya niteliğe dayandığını belirtir. Örneğin, 'pure luck' (tamamen şans) ifadesi, başka hiçbir beceri veya çabanın söz konusu olmadığını vurgular. Bu anlamıyla, 'pure' genellikle bir abartı veya güçlü bir vurgu aracı olarak, bir şeyin derecesini veya mutlaklığını ifade eder. Günlük konuşmada ve yazıda sıkça karşılaşılır.

Örnek

  • His decision was based on pure instinct.

    Onun kararı tamamen içgüdüye dayanıyordu.

  • That's pure nonsense; don't believe a word of it.

    Bu tamamen saçmalık; tek bir kelimesine bile inanma.

  • I agreed to help out of pure kindness.

    Yardım etmeyi sadece iyilik olsun diye kabul ettim.

  • Her expression was one of pure joy.

    İfadesi salt bir sevinç ifadesiydi.

  • Winning the lottery is pure chance.

    Piyangoyu kazanmak tamamen şanstır.

  • It was pure coincidence that we met there.

    Orada buluşmamız salt bir tesadüftü.

  • He did it for pure revenge, with no other motive.

    Bunu başka hiçbir güdüsü olmadan, sadece intikam için yaptı.

  • The room was decorated in pure white.

    Oda tamamen beyazla dekore edilmişti.

  • That theory is pure speculation, not based on facts.

    Bu teori tamamen spekülasyondur, gerçeklere dayanmaz.

  • Her dedication to the project was pure and unwavering.

    Projeye olan bağlılığı tamdı ve sarsılmazdı.

Eş anlamlılar

tam
mutlak
salt
yalnızca

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

alien

yabancı, alışılmadık

Sıfatlar
Toys

Alien, bir ortama veya kişiye yabancı olan, alışılmadık veya uyumsuz nitelikteki şeyleri tanımlar. Bu kullanımda, kelime fiziksel bir uzaylıdan ziyade, bir durum, fikir veya duygunun kişiye tuhaf, tan…

affirmative

olumlu

Sıfatlar

Affirmative, bir şeyin doğru olduğunu onaylayan, kabul eden veya olumlu yönde ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir soruya veya önermeye verilen 'evet' yanıtını belirtir. Örneğin, askeri veya resmi…

reckless

pervasız, dikkatsiz, umursamaz

Sıfatlar

Reckless, bir kişinin eylemlerinin olası tehlikelerini veya sonuçlarını düşünmeden hareket etmesi durumunu tanımlar. Bu sıfat, genellikle risk almaktan çekinmeyen, tehlikeli davranışlar sergileyen vey…

minor

yan dal

İsimler

Minor, üniversite eğitiminde bir öğrencinin ana dalının (major) yanı sıra ikinci bir alanda, daha az sayıda ders alarak elde ettiği akademik uzmanlık derecesidir. Genellikle öğrencinin ilgi duyduğu an…

absolute

mutlak

Sıfatlar

Absolute, İngilizcede 'mutlak' anlamına gelen bir sıfattır. Bir şeyin hiçbir sınırlama, koşul veya istisna olmaksızın tam ve eksiksiz olduğunu ifade eder. Genellikle kesinlik, tartışılmazlık veya evre…

apparent

belirgin, görünür, açık

Sıfatlar

Apparent, bir şeyin kolayca fark edilebilir, anlaşılabilir veya gözle görülür olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir durumun, gerçeğin veya özelliğin dışarıdan açıkça belli olması anlamında…

even

eşitlemek

Fiiller

İngilizce 'even' fiili, bir şeyi düz, pürüzsüz veya eşit hale getirmek anlamında kullanılır. Bu kullanımda, genellikle bir yüzeyi düzleştirme, bir skoru dengeleme veya bir durumu adil kılma eylemini i…

exact

tam, kesin, aynen

Sıfatlar

Exact, bir şeyin hiçbir eksik veya fazlası olmadığını, tam ve kesin olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle ölçümler, zaman, miktar veya bilgi gibi somut kavramlarda kullanılır. Örneğin, bir adre…

fair

oldukça, epey, hatırı sayılır

Sıfatlar

Fair, bir şeyin miktar, büyüklük veya kalite açısından beklenenin üzerinde, oldukça iyi veya epeyce olduğunu belirten bir sıfattır. Genellikle olumlu bir vurguyla, bir durumun veya nesnenin niteliğini…

fit

nöbet (epilepsi vb.)

İsimler

Fit, tıbbi bağlamda, özellikle epilepsi gibi durumlarda görülen ani ve kontrol edilemeyen kas kasılmaları, bilinç kaybı veya anormal davranışlarla karakterize kısa süreli bir nöbet türüdür. Bu terim,…