pressure
//ˈpreʃər//
Çeviri
baskı
Tanım
Pressure, bir kişinin üzerinde hissettiği psikolojik stres veya zorlanma durumunu ifade eder. Bu, genellikle bir görevi yerine getirme, bir beklentiyi karşılama veya zorlu bir durumla başa çıkma sırasında ortaya çıkan duygusal yüktür. Sosyal, akademik veya iş hayatında sıkça karşılaşılan bir durumdur ve kişinin performansını veya ruh halini etkileyebilir. 'Baskı altında çalışmak' gibi ifadelerle kullanımı yaygındır.
Örnek
“She is under a lot of pressure to meet the project deadline.”
Proje teslim tarihini yetiştirmek için üzerinde çok fazla baskı var.
“The pressure of public expectations can be overwhelming for young athletes.”
Kamuoyunun beklentilerinin baskısı genç sporcular için bunaltıcı olabilir.
“He works best under pressure.”
O, baskı altında en iyi şekilde çalışır.
“Financial pressure is causing her a great deal of stress.”
Mali baskı ona büyük bir stres yaşatıyor.
“There is constant pressure on students to achieve high grades.”
Öğrenciler üzerinde yüksek notlar almak için sürekli bir baskı vardır.
“The manager put pressure on the team to improve their performance.”
Yönetici, performanslarını iyileştirmeleri için takım üzerinde baskı kurdu.
“She felt the pressure of being the sole breadwinner for her family.”
Ailesinin tek geçim kaynağı olmanın baskısını hissetti.
“Peer pressure can influence teenagers' decisions significantly.”
Akran baskısı, gençlerin kararlarını önemli ölçüde etkileyebilir.
“The intense pressure of the competition made some contestants nervous.”
Yarışmanın yoğun baskısı bazı yarışmacıları gerginleştirdi.
“He resigned from his job due to the unbearable pressure and long hours.”
Dayanılmaz baskı ve uzun çalışma saatleri nedeniyle işinden istifa etti.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1fiziksel basınçBu anlama git
- B2stres, zorlama(bu sayfa)