oppose

//əˈpəʊz//

Fiiller
B2

Çeviri

karşı çıkmak, muhalefet etmek

Tanım

Oppose, bir fikre, plana, eyleme veya duruma aktif olarak karşı gelmek, onunla aynı fikirde olmamak ve genellikle bunu ifade etmek veya engellemeye çalışmak anlamına gelir. Bu fiil, bir görüş ayrılığını veya direnişi belirtir ve hem resmi hem günlük bağlamlarda kullanılır. Örneğin, bir politikaya, bir öneriye veya bir değişikliğe karşı çıkmak gibi. Muhalefet etmek, sadece fikir belirtmekle kalmaz, çoğu zaman harekete geçmeyi veya alternatif sunmayı da içerir.

Örnek

  • Many citizens oppose the new tax law because they believe it is unfair.

    Birçok vatandaş, adil olmadığına inandığı için yeni vergi yasasına karşı çıkıyor.

  • The environmental group strongly opposes the construction of the dam in the protected area.

    Çevre grubu, korunan alanda baraj inşaatına şiddetle karşı çıkıyor.

  • She decided to oppose his nomination for the committee chair position.

    Komite başkanlığı pozisyonu için onun adaylığına karşı çıkmaya karar verdi.

  • We must oppose any form of discrimination in the workplace.

    İş yerinde her türlü ayrımcılığa karşı çıkmalıyız.

  • The opposition party will oppose the government's budget proposal in parliament.

    Muhalefet partisi, hükümetin bütçe teklifine parlamentoda karşı çıkacak.

  • He openly opposed the merger, arguing it would lead to job losses.

    Birleşmenin iş kayıplarına yol açacağını savunarak, buna açıkça karşı çıktı.

  • Parents opposed the school's decision to shorten the lunch break.

    Veliler, okulun öğle arasını kısaltma kararına karşı çıktı.

  • It is our duty to oppose injustice whenever we encounter it.

    Karşılaştığımız her yerde adaletsizliğe karşı çıkmak bizim görevimizdir.

  • The union voted to oppose the new working hours proposed by management.

    Sendika, yönetim tarafından önerilen yeni çalışma saatlerine karşı çıkmak için oy kullandı.

  • Why do you oppose the idea of working from home?

    Neden evden çalışma fikrine karşı çıkıyorsun?

Eş anlamlılar

karşı gelmek
itiraz etmek
reddetmek

Diğer anlamlar

  • B2
    karşı çıkmak, muhalefet etmek(bu sayfa)
  • C1
    karşı koymak, engel olmakBu anlama git

İlgili kelimeler

retreat

geri çekilmek

Fiiller

Bir yerden veya durumdan uzaklaşmak, geri çekilmek; özellikle bir tehdit, tehlike veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için. Ayrıca, inzivaya çekilmek, sessiz ve huzurlu bir yere gitmek anlamında…

govern

yönetmek

Fiiller

Bir ülkeyi, kurumu, organizasyonu veya süreci idare etmek, yönlendirmek ve kontrol etmek. Kurallar koymak, kararlar almak ve bir sistemin işleyişinden sorumlu olmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin d…

insure

sigortalamak

Fiiller

Bir şeyin (mal, mülk, hayat, sağlık vb.) olası bir risk, zarar veya kayba karşı güvence altına alınması için bir sigorta şirketiyle anlaşma yapmak, poliçe düzenlemek. Ayrıca, bir şeyi garanti altına a…

accuse

suçlamak

Fiiller

Bir kişiyi bir suç veya yanlış bir eylem işlemekle itham etmek, onu bir kabahatle suçlu olarak göstermek. Resmi bir suçlama veya günlük konuşmada birini bir şeyden sorumlu tutmak anlamında kullanılır.

adapt

uyum sağlamak, adapte olmak

Fiiller

Bir şeyi yeni koşullara, durumlara veya ortamlara göre değiştirmek, ayarlamak veya kendini bu yeni şartlara alıştırmak. Bu süreç fiziksel, davranışsal veya zihinsel bir değişimi içerebilir.

alter

değiştirmek

Fiiller

Bir şeyin durumunu, biçimini, içeriğini veya görünümünü farklı bir hale getirmek, başka türlü yapmak. Genellikle küçük veya orta ölçekli değişiklikler için kullanılır, tamamen yeniden yapmaktan ziyade…

appoint

atamak

Fiiller

Bir kişiyi resmi olarak bir göreve, pozisyona veya işe getirmek; bir görev için seçmek ve tayin etmek. Ayrıca, bir toplantı veya randevu için zaman ve yer belirlemek anlamında da kullanılabilir.

assume

varsaymak, farz etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmadan kabul etmek veya bir durumun gerçekleşeceğini düşünerek hareket etmek. Ayrıca, bir rolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamında da kullanılır.

assure

temin etmek, garanti etmek

Fiiller

Bir şeyin kesinlikle olacağına veya doğru olduğuna dair güvence vermek, söz vermek veya bir durumu garanti altına almak anlamına gelir. Bir kişiyi endişelerinden kurtarmak için güven vermek için de ku…

bind

bağlamak

Fiiller

Bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak sabitlemek, tutturmak veya bir arada tutmak için kullanılan fiil. Ayrıca, bir sözleşme veya yasal yükümlülük altına sokmak, mecazen bir duruma veya duyguya haps…