nevertheless
//ˌnevərðəˈles//
Çeviri
yine de, bununla birlikte
Tanım
Nevertheless, önceki ifadeye rağmen bir durumun veya eylemin devam ettiğini veya geçerli olduğunu vurgulamak için kullanılan bir bağlaçtır. Genellikle resmî veya yazılı dilde tercih edilir ve bir zıtlık veya beklenmeyen sonuç bildirir. Örneğin, bir engel veya olumsuzluk belirtildikten sonra, aynı doğrultuda bir eylemin gerçekleştiğini ifade eder. Bu kelime, 'however' veya 'nonetheless' ile benzer anlam taşır ve cümle içinde genellikle virgülle ayrılır.
Örnek
“The weather was terrible; nevertheless, we decided to go hiking.”
Hava berbattı; yine de yürüyüşe çıkmaya karar verdik.
“She had little experience; nevertheless, she got the job.”
Çok az deneyimi vardı; bununla birlikte işi aldı.
“He was tired; nevertheless, he finished the marathon.”
Yorgundu; yine de maratonu bitirdi.
“The evidence was weak; nevertheless, the jury found him guilty.”
Kanıtlar zayıftı; bununla birlikte jüri onu suçlu buldu.
“It was a risky investment; nevertheless, he put all his savings into it.”
Riskli bir yatırımdı; yine de tüm birikimini ona yatırdı.
“She was nervous; nevertheless, she gave a brilliant speech.”
Gergindi; bununla birlikte harika bir konuşma yaptı.
“The company faced many challenges; nevertheless, it managed to grow.”
Şirket birçok zorlukla karşılaştı; yine de büyümeyi başardı.
“He was warned about the dangers; nevertheless, he continued the experiment.”
Tehlikeler konusunda uyarıldı; bununla birlikte deneye devam etti.
“The film received bad reviews; nevertheless, it was a box office success.”
Film kötü eleştiriler aldı; yine de gişede başarılı oldu.
“She was late for the meeting; nevertheless, she managed to contribute to the discussion.”
Toplantıya geç kaldı; bununla birlikte tartışmaya katkıda bulunmayı başardı.
Eş anlamlılar