nasty

//ˈnæsti//

Sıfatlar
B2

Çeviri

kötü niyetli, aşağılayıcı

Tanım

Nasty, bir kişinin veya davranışın kötü niyetli, kırıcı veya aşağılayıcı olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle birine zarar verme amacı taşıyan sözler, eylemler veya tutumlar için kullanılır. Bu kullanımda, 'nasty' fiziksel bir tiksinti değil, duygusal veya ahlaki bir olumsuzluğu vurgular. Örneğin, bir kişiye yönelik haksız eleştiriler veya kasıtlı olarak kırıcı yorumlar 'nasty' olarak tanımlanabilir. Bu kelime, resmi olmayan günlük konuşmalarda sıkça geçer ve genellikle bir kişinin karakterindeki zalimliği veya düşmanca tutumu betimler.

Örnek

  • She made a nasty comment about his appearance, which hurt his feelings.

    Görünüşü hakkında aşağılayıcı bir yorum yaptı, bu da onun duygularını incitti.

  • The politician's nasty attack on his opponent was widely criticized.

    Politikacının rakibine yönelik kötü niyetli saldırısı geniş çapta eleştirildi.

  • Don't be so nasty to your little brother; he just wants to play with you.

    Küçük kardeşine karşı bu kadar aşağılayıcı olma; o sadece seninle oynamak istiyor.

  • His nasty remarks during the meeting created a tense atmosphere.

    Toplantı sırasındaki kötü niyetli sözleri gergin bir atmosfer yarattı.

  • The bully's nasty behavior made the other students afraid to speak up.

    Zorbanın aşağılayıcı davranışı diğer öğrencilerin konuşmaktan korkmasına neden oldu.

  • I can't believe she spread those nasty rumors about her colleague.

    Meslektaşı hakkında bu kötü niyetli dedikoduları yaydığına inanamıyorum.

  • He gave me a nasty look when I disagreed with his opinion.

    Fikrine katılmadığımda bana aşağılayıcı bir bakış attı.

  • The online comments were full of nasty insults aimed at the author.

    Çevrimiçi yorumlar, yazara yönelik kötü niyetli hakaretlerle doluydu.

  • Her nasty tone revealed her true feelings about the project.

    Aşağılayıcı tonu, proje hakkındaki gerçek duygularını ortaya çıkardı.

  • It's not fair to make such nasty accusations without any evidence.

    Hiçbir kanıt olmadan bu tür kötü niyetli suçlamalarda bulunmak adil değil.

Eş anlamlılar

kötücül
aşağılayıcı
kırıcı
zalim
düşmanca

Diğer anlamlar

  • B1
    hoş olmayan, kötü, iğrençBu anlama git
  • B2
    kötü niyetli, aşağılayıcı(bu sayfa)
  • C1
    ciddi, tehlikeli (hastalık, yara vb.)Bu anlama git

İlgili kelimeler

alien

yabancı, alışılmadık

Sıfatlar
Toys

Alien, bir ortama veya kişiye yabancı olan, alışılmadık veya uyumsuz nitelikteki şeyleri tanımlar. Bu kullanımda, kelime fiziksel bir uzaylıdan ziyade, bir durum, fikir veya duygunun kişiye tuhaf, tan…

affirmative

olumlu

Sıfatlar

Affirmative, bir şeyin doğru olduğunu onaylayan, kabul eden veya olumlu yönde ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir soruya veya önermeye verilen 'evet' yanıtını belirtir. Örneğin, askeri veya resmi…

reckless

pervasız, dikkatsiz, umursamaz

Sıfatlar

Reckless, bir kişinin eylemlerinin olası tehlikelerini veya sonuçlarını düşünmeden hareket etmesi durumunu tanımlar. Bu sıfat, genellikle risk almaktan çekinmeyen, tehlikeli davranışlar sergileyen vey…

minor

yan dal

İsimler

Minor, üniversite eğitiminde bir öğrencinin ana dalının (major) yanı sıra ikinci bir alanda, daha az sayıda ders alarak elde ettiği akademik uzmanlık derecesidir. Genellikle öğrencinin ilgi duyduğu an…

absolute

mutlak

Sıfatlar

Absolute, İngilizcede 'mutlak' anlamına gelen bir sıfattır. Bir şeyin hiçbir sınırlama, koşul veya istisna olmaksızın tam ve eksiksiz olduğunu ifade eder. Genellikle kesinlik, tartışılmazlık veya evre…

apparent

belirgin, görünür, açık

Sıfatlar

Apparent, bir şeyin kolayca fark edilebilir, anlaşılabilir veya gözle görülür olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir durumun, gerçeğin veya özelliğin dışarıdan açıkça belli olması anlamında…

even

eşitlemek

Fiiller

İngilizce 'even' fiili, bir şeyi düz, pürüzsüz veya eşit hale getirmek anlamında kullanılır. Bu kullanımda, genellikle bir yüzeyi düzleştirme, bir skoru dengeleme veya bir durumu adil kılma eylemini i…

exact

tam, kesin, aynen

Sıfatlar

Exact, bir şeyin hiçbir eksik veya fazlası olmadığını, tam ve kesin olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle ölçümler, zaman, miktar veya bilgi gibi somut kavramlarda kullanılır. Örneğin, bir adre…

fair

oldukça, epey, hatırı sayılır

Sıfatlar

Fair, bir şeyin miktar, büyüklük veya kalite açısından beklenenin üzerinde, oldukça iyi veya epeyce olduğunu belirten bir sıfattır. Genellikle olumlu bir vurguyla, bir durumun veya nesnenin niteliğini…

fit

nöbet (epilepsi vb.)

İsimler

Fit, tıbbi bağlamda, özellikle epilepsi gibi durumlarda görülen ani ve kontrol edilemeyen kas kasılmaları, bilinç kaybı veya anormal davranışlarla karakterize kısa süreli bir nöbet türüdür. Bu terim,…