labour
//ˈleɪbər//
Çeviri
işçi sınıfı, emek gücü
Tanım
Labour, bir ülkedeki ücretli çalışanların oluşturduğu toplumsal sınıfı veya bir işin yapılması için harcanan fiziksel ve zihinsel çabayı ifade eder. Bu kavram, özellikle sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan fabrika işçileri ve kol gücüyle çalışan kesim için kullanılır. Ekonomik bağlamda, üretim faktörlerinden biri olarak emek gücü, mal ve hizmet üretiminde insanların katkısını temsil eder. Günlük kullanımda, mavi yakalı işçiler ve sendikalı çalışanlar gibi grupları tanımlamak için yaygındır.
Örnek
“The labour union negotiated better wages for factory workers.”
İşçi sendikası, fabrika işçileri için daha iyi ücretler müzakere etti.
“Many countries rely on cheap labour from rural areas.”
Birçok ülke, kırsal bölgelerden gelen ucuz işgücüne güvenir.
“The government introduced new laws to protect child labour.”
Hükümet, çocuk işçiliğini korumak için yeni yasalar çıkardı.
“Skilled labour is in high demand in the technology sector.”
Nitelikli işgücü, teknoloji sektöründe yüksek talep görmektedir.
“The labour market has become more competitive since the recession.”
İşgücü piyasası, durgunluktan bu yana daha rekabetçi hale geldi.
“Labour rights were a major issue during the industrial revolution.”
İşçi hakları, sanayi devrimi sırasında önemli bir konuydu.
“The company hired temporary labour for the harvest season.”
Şirket, hasat mevsimi için geçici işgücü kiraladı.
“Labour productivity has increased due to new automation technologies.”
Yeni otomasyon teknolojileri sayesinde işgücü verimliliği arttı.
“The strike was organized to demand better conditions for manual labour.”
Grev, kol emeği için daha iyi koşullar talep etmek amacıyla düzenlendi.
“In many developing nations, agricultural labour forms the backbone of the economy.”
Birçok gelişmekte olan ülkede, tarım işçiliği ekonominin bel kemiğini oluşturur.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1iş, emekBu anlama git
- B2işçi sınıfı, emek gücü(bu sayfa)