bail
//beɪl//
Çeviri
kefalet
Tanım
Bail, bir kişinin yargılanmayı beklerken geçici olarak serbest bırakılması için mahkemeye yatırılan para veya teminattır. Hukuk sisteminde, sanığın duruşmalara katılacağına dair güvence olarak kullanılır ve tutukluluk halinin alternatifi olarak görülür. Kefalet miktarı, suçun ciddiyetine ve kaçma riskine göre belirlenir; ödenmesi halinde kişi serbest kalır, ancak duruşmaya gelmezse bu para devlete kalır. Bu uygulama, masumiyet karinesi ilkesini desteklerken adli sürecin işlemesini sağlar.
Örnek
“The judge set bail at $10,000 for the accused.”
Hakim, sanık için kefaleti 10.000 dolar olarak belirledi.
“He was released on bail pending his trial.”
Duruşması beklenirken kefaletle serbest bırakıldı.
“The defendant's family struggled to raise the bail money.”
Sanığın ailesi kefalet parasını toplamakta zorlandı.
“If you fail to appear in court, you will forfeit your bail.”
Mahkemeye çıkmazsanız kefaletinize el konulur.
“The lawyer argued for a reduction in the bail amount.”
Avukat, kefalet miktarının düşürülmesi için savunma yaptı.
“She was granted bail after spending two nights in jail.”
İki gece cezaevinde kaldıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.
“The court denied bail due to the severity of the crime.”
Mahkeme, suçun ciddiyeti nedeniyle kefaleti reddetti.
“He posted bail and walked out of the courthouse.”
Kefaleti yatırdı ve adliyeden çıktı.
“Bail conditions require him to surrender his passport.”
Kefalet şartları, pasaportunu teslim etmesini gerektiriyor.
“The suspect was held without bail because he was considered a flight risk.”
Şüpheli, kaçma riski taşıdığı için kefaletsiz tutuklandı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B2kefalet (hukuk)(bu sayfa)
- C1kovayla boşaltmak (gemi)Bu anlama git