snap

//snæp//

Fiiller
B1

Çeviri

çat diye kırmak/koparmak

Tanım

Snap, bir şeyin aniden, keskin bir ses çıkararak kırılması veya kopması anlamına gelir. Bu fiil, genellikle kuru bir dal, kalem, kurabiye veya ip gibi kırılgan nesneler için kullanılır. Kırılma eylemi hızlı ve beklenmedik bir şekilde, çoğunlukla bir çatırtı veya kopma sesi eşliğinde gerçekleşir. Günlük konuşmada, bir şeyin kolayca ve aniden kırıldığını veya ikiye ayrıldığını ifade etmek için yaygın olarak kullanılır.

Örnek

  • He tried to bend the ruler, but it snapped in two.

    Cetveli bükmeye çalıştı ama cetvel çat diye ikiye kırıldı.

  • The dry branch snapped under the weight of the snow.

    Kuru dal, karın ağırlığı altında çatırdayarak kırıldı.

  • I heard a twig snap behind me in the forest.

    Ormanda arkamdan bir dalın çat diye kırıldığını duydum.

  • Be careful not to snap the pencil when you're sharpening it.

    Kalemi açarken çat diye kırmamaya dikkat et.

  • The rope snapped, and the heavy box fell to the ground.

    İp koptu ve ağır kutu yere düştü.

  • She snapped the chocolate bar in half to share it.

    Çikolatayı paylaşmak için çat diye ikiye böldü.

  • The old, brittle plastic snapped as soon as I touched it.

    Eski, kırılgan plastik, ona dokunur dokunmaz çat diye kırıldı.

  • A loud snap echoed through the quiet room when he broke the cracker.

    Krakeri kırdığında, sessiz odada yüksek bir çatırtı sesi yankılandı.

  • The wind was so strong it snapped the flagpole.

    Rüzgar o kadar güçlüydü ki bayrak direğini kopardı.

  • He snapped the stick into small pieces to start the fire.

    Ateşi yakmak için çubuğu küçük parçalara ayırdı (kırdı).

Eş anlamlılar

kırmak
koparmak
çatırdatmak

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.