rush

//rʌʃ//

Fiiller
B1

Çeviri

acele etmek, hızla hareket etmek

Tanım

Rush fiili, bir yere çok hızlı gitmek veya bir işi çok hızlı yapmak anlamına gelir. Genellikle bir aciliyet, zaman baskısı veya telaş hali içinde yapılan hareketi ifade eder. Günlük konuşmada ve resmi bağlamlarda yaygın olarak kullanılır. Örneğin, bir toplantıya geç kalmamak için acele etmek veya acil bir durumda birine yardım etmek için hızla oraya gitmek bu fiille anlatılabilir.

Örnek

  • We need to rush to the airport or we'll miss our flight.

    Acele etmemiz lazım yoksa uçağımızı kaçıracağız.

  • She rushed into the room when she heard the loud noise.

    Yüksek sesi duyunca odaya hızla girdi.

  • Don't rush your breakfast; we have plenty of time.

    Kahvaltını aceleye getirme; bolca vaktimiz var.

  • He rushed to help the old man who had fallen on the street.

    Sokakta düşen yaşlı adama yardım etmek için koştu.

  • I'm sorry for the mistakes, I had to rush this report.

    Hatalar için özür dilerim, bu raporu aceleye getirmek zorunda kaldım.

  • The children rushed downstairs when they heard the ice cream truck.

    Çocuklar dondurma kamyonunun sesini duyunca aşağıya koştular.

  • If you rush through your work, you might overlook important details.

    İşini aceleye getirirsen önemli detayları gözden kaçırabilirsin.

  • Everyone rushed to the window to see the parade.

    Herkes geçit törenini görmek için pencereye koştu.

  • We rushed to finish the project before the deadline.

    Projeyi son teslim tarihinden önce bitirmek için acele ettik.

  • The ambulance rushed the injured patient to the nearest hospital.

    Ambulans, yaralı hastayı en yakın hastaneye hızla götürdü.

Eş anlamlılar

koşmak
telaşlanmak
aceleyle yapmak

Diğer anlamlar

  • B1
    acele etmek, hızla hareket etmek(bu sayfa)
  • B2
    ani bir artış veya akınBu anlama git
  • C1
    aceleyle yapmak, üstünkörü yapmakBu anlama git

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.