weep
//wiːp//
Çeviri
ağlamak
Tanım
Weep, genellikle üzüntü, acı veya derin duygular nedeniyle gözyaşı dökmek anlamına gelen bir fiildir. 'Cry' kelimesine göre daha resmi veya edebi bir tonda kullanılır ve genellikle sessiz veya içten bir ağlamayı ifade eder. Bir kayıp, hayal kırıklığı veya yoğun bir duygu anında kullanılabilir. Örneğin, bir cenazede veya duygusal bir film izlerken insanlar weep edebilir. Bu kelime, fiziksel acıdan ziyade duygusal bir tepkiyi vurgular. Günlük konuşmada 'cry' daha yaygınken, 'weep' daha çok yazılı metinlerde veya dramatik anlatılarda tercih edilir.
Örnek
“She began to weep when she heard the sad news.”
Üzücü haberi duyunca ağlamaya başladı.
“The old man wept silently at his wife's grave.”
Yaşlı adam, karısının mezarında sessizce ağladı.
“Don't weep over spilled milk; it's not worth it.”
Dökülen süt için ağlama; buna değmez.
“He wept tears of joy when he saw his son graduate.”
Oğlunun mezun olduğunu görünce sevinç gözyaşları döktü.
“The child wept bitterly after losing her favorite toy.”
Çocuk, en sevdiği oyuncağını kaybettikten sonra acı acı ağladı.
“They wept together in the hospital waiting room.”
Hastane bekleme odasında birlikte ağladılar.
“The poet wept as he wrote about the war's horrors.”
Şair, savaşın dehşetini yazarken ağladı.
“She wept openly at the funeral, unable to control her emotions.”
Cenazede duygularını kontrol edemeyip açıkça ağladı.
“He wept for hours after the breakup, feeling completely lost.”
Ayrılıktan sonra saatlerce ağladı, kendini tamamen kaybolmuş hissediyordu.
“The widow wept softly, holding a faded photograph.”
Dul kadın, solmuş bir fotoğrafı tutarak hafifçe ağladı.
Eş anlamlılar