urge
//ɜːdʒ//
Çeviri
dürtü, şiddetli istek, güçlü arzu
Tanım
Urge, bir şeyi yapmak için duyulan güçlü, ani ve çoğu zaman kontrol edilmesi zor bir içsel itki veya arzudur. Bu kelime genellikle bir eylemi gerçekleştirme yönündeki yoğun bir dürtüyü ifade eder. Örneğin, bir kişi aniden bir şey yemek, bir yere gitmek veya birine bir şey söylemek için güçlü bir istek duyabilir. Bu dürtü fiziksel (örneğin, uyuma ihtiyacı) veya duygusal (örneğin, birine sarılma arzusu) olabilir. Günlük konuşmalarda sıkça kullanılır ve genellikle kontrol edilmesi gereken bir dürtüyü anlatır. Bu kelimenin başka bir anlamı 'birini bir şey yapmaya ikna etmek veya teşvik etmek' fiilidir, ancak burada isim olarak kullanımı ele alınmıştır.
Örnek
“I felt a sudden urge to laugh during the serious meeting.”
Ciddi toplantı sırasında aniden gülme dürtüsü hissettim.
“She had an overwhelming urge to travel the world after graduation.”
Mezuniyetten sonra dünyayı gezmek için ezici bir istek duydu.
“He couldn't resist the urge to check his phone every few minutes.”
Her birkaç dakikada bir telefonunu kontrol etme dürtüsüne karşı koyamadı.
“The urge to eat chocolate was too strong to ignore.”
Çikolata yeme dürtüsü görmezden gelemeyecek kadar güçlüydü.
“I had a sudden urge to call my old friend after seeing a photo.”
Bir fotoğraf gördükten sonra eski arkadaşımı aramak için ani bir istek duydum.
“The urge to run away from his problems was tempting.”
Sorunlarından kaçma dürtüsü cazip geliyordu.
“She fought the urge to cry during the emotional speech.”
Duygusal konuşma sırasında ağlama dürtüsüyle savaştı.
“He felt a strong urge to help the homeless man on the street.”
Sokaktaki evsiz adama yardım etmek için güçlü bir istek hissetti.
“The urge to buy new shoes often leads to overspending.”
Yeni ayakkabı alma dürtüsü genellikle aşırı harcamaya yol açar.
“I suppressed the urge to interrupt him while he was speaking.”
O konuşurken onu bölme dürtüsünü bastırdım.
Eş anlamlılar