terrace
//ˈterəs//
Çeviri
teras
Tanım
Terrace, bir binanın dışında, genellikle üst katta veya çatıda bulunan, açık hava etkinlikleri için kullanılan düz bir alandır. Bu alan, oturma, yemek yeme veya bitki yetiştirme gibi amaçlarla mobilya, saksı bitkileri veya şemsiyelerle donatılabilir. Evlerde, restoranlarda veya otellerde sıkça rastlanan teraslar, bahçe veya balkondan farklı olarak genellikle zemine doğrudan bağlı değildir ve yapının bir parçası olarak inşa edilir. Özellikle şehir merkezlerinde, dış mekan keyfi sunan teraslar, güneşlenme, misafir ağırlama veya manzara izleme gibi aktiviteler için idealdir. Bu kelimenin ayrıca 'bir yamaçta basamaklı düz alan' gibi başka anlamları da vardır.
Örnek
“We had breakfast on the terrace overlooking the sea.”
Denize bakan terasta kahvaltı yaptık.
“The hotel has a large rooftop terrace with a swimming pool.”
Otel, yüzme havuzlu geniş bir çatı terasına sahiptir.
“She decorated the terrace with colorful flowers and fairy lights.”
Terası rengarenk çiçekler ve peri ışıklarıyla süsledi.
“They installed wooden decking on the terrace for a cozy feel.”
Samimi bir hava katmak için terasa ahşap döşeme yaptırdılar.
“The restaurant's terrace is popular during summer evenings.”
Restoranın terası yaz akşamlarında popülerdir.
“He sat on the terrace reading a book in the afternoon sun.”
Öğleden sonra güneşinde terasta oturup kitap okudu.
“We need to clean the terrace before the party on Saturday.”
Cumartesi günkü parti öncesinde terası temizlememiz gerekiyor.
“The apartment comes with a private terrace and a garden view.”
Daire, özel bir teras ve bahçe manzarasıyla birlikte geliyor.
“Children love playing on the terrace because it's safe and open.”
Çocuklar terasta oynamayı sever çünkü güvenli ve açık bir alandır.
“They added a pergola to the terrace for extra shade.”
Ekstra gölge için terasa bir çardak eklediler.
Eş anlamlılar